Zırhlı araçlarla ‘infaz’ da ‘cezasızlık’ politikaları da tanıdık!

MARDİN- Türkiye Alparslan’nın hikayesi; zırhlı araçları kullanan polis ve askerlerin ‘yargı zırhı’ ile korunduğu örneklerden biri. 1994’te Mardin’de cezaevine eşinin görüşüne giderken zırhlı aracın altında kalarak yaşamını yitiren Türkiye’nin ölümüne neden olan iki polise sadece 6 ay ‘ceza’ verildi ve ceza 16 bin TL’ye çevrildi. Bu günlerde yine zırhlı araçlı cinayetlerin işlendiği dönemde Türkiye’nin davasını hatırlatan eşi Baki Alparslan “Yaşananlara yabancı değiliz” diyor.

7 yaşındaki Berfin Dilek’ten 5 yaşındaki Hakan Sarak’a, 80 yaşındaki Pakize Hazar’dan 53 yaşındaki Fikri Demirbaş’a bu isimlerin tümünü gazetelerin manşetinde “Zırhlı araç sonları oldu” diye geçti. OHAL’in ardından sadece son 6 ayda nerdeyse Kürdistan’ın her kentinde insanlar zırhlı aracın çarpması sonucu katledilirken ‘yeni bir infaz’ yöntemi gibi görünen zırhlı araçların geçmişi çok eskiye dayanıyor. JİTEM’lerin, faili meçhullerin ve ölümlerin ortalıkta kol gezdiği 90’lı yıllarda da onlarca zırhlı araç ‘kazası’ yaşanırken, açılan soruşturmalarda da bir ilerleme kaydedilemedi.

Yaşamını yitiren çok sayıda yurttaştan sadece biri olan Türkiye Alparslan’ın hikâyesi de zırhlı aracın çarpması sonucu son yarım kalıyor. Adını taşıdığı topraklar katletmenin, öldürmenin, işkencenin ve talanın tanıdık olduğu topraklar… Bu ‘tanışıklık’ Türkiye’yi 1994’de Nusaybin üç yol ayrımı kaldırımında oturup soluklanırken buluyor. 40 yaşında 6 çocuk annesi olan Türkiye, tanıdık ölümlerin tanıdık faili zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitiriyor.

Türkiye’nin yarım kalan hikâyesini ve Türkiye’de bir türlü son bulmayan cezasız bırakma politikalarını Türkiye’nin eşi Baki Alparslan’dan dinliyoruz.

Yaşanan hukuksuzlukları unutmamak için…

Türkiye, 1954 yılında Nusaybin’in Çalı (Cali) Köyü’nde dünyaya geldiğinde ilk ‘tahammülsüzlükle’ tanışıyor. Dayısı tarafından Kürdiye isminin verilmek istendiği Türkiye bu isim Hükümet Konağı’ndaki yetkililer tarafından kabul görmeyince Türkiye ismi ile nüfusa geçiriliyor. Dayısı ise doğan çocuklarına özgürce bir isim koyma hakkının bile elinden alındığı Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukları unutmamak için bu ismi seçiyor.

Bu kez cezaevi yolları

Türkiye’nin henüz yeni doğduğunda tanıştığı tahammülsüzlük politikaları ileriki yıllarda bir de köylerinin yakılmasıyla kendini hatırlatıyor. Türkiye bu süreçten sonra Mardin’den İzmir’e göç etmek zorunda kalıyor. İzmir’de ailesiyle yeni bir yaşam kurmak isteyen Türkiye, eşinin Mardin’de tutsak edildiği haberini alıyor. Bu kez cezaevi önü bekleyişleri karşılıyor Türkiye’yi… İlk açık görüşün ardından ikinci görüşe 7 yaşındaki oğlunu da alıp gitmek istiyor.

Görgü tanıkları konuşmuyor

Kim bilir belki de cezaevi yollarının yoruculuğunda bulduğu bir kaldırıma oturup soluklanmak istiyor Türkiye. Nusaybin’de oturup soluklandığı kaldırım Türkiye’nin yaşamını yitirmesine sebep oluyor. Suçlunun ‘kaldırım’ değil ansızın gelip Türkiye’yi ezen panzer olmasına karşın hiçbir görgü tanığı konuşmuyor. Türkiye’nin katledilişini cezaevinde aldığı haberle öğrenen eşi Baki ise panzeri kullanan polis hakkında dava açılması için dilekçe yazıyor.

“90’lardı ya herkes tanıklık etmeye korkuyordu” diyerek dava sürecini anlatan Baki, davanın 8 yıl boyunca devam ettiğini iç hukuk yolları tükenince AHİM’e başvuru yaptıklarını ifade ediyor.

23 yıldır adalet bekliyor!

Adını aldığı ülke gibi Türkiye’de adaletle buluşamıyor. Panzeri kullanan kişiye önce 6 ay daha sonra para cezası veriliyor. Can parasını kabul etmeyen ailenin AİHM’e başvurusu da sadece para cezasıyla sonuçlanıyor. Panzeri kullanan polis toplamda 16 bin para cezasına çarpıtılıyor. Parayı almamalarına karşın olayın üstünün örtüldüğünü ve 23 yıldır adaleti hep aradıklarını söyleyen Baki, bugün var olan olaylara da yabancı olmadıklarını dile getiriyor.

90’lı yıllarda panzer ve beyaz Toroslarla başlayan ve bugün sürdürücüsü olarak devam eden zırhlı araç kazaları için açılan davalarda da ya aynı sonuç çıkıyor ya da dosyalar takipsizlik kararlarıyla kapatılıyor.
Türkiye ve diğer katledilenlerin ailelerinin beklediği adalet ise Türkiye topraklarına henüz uğramazken son 6 ayda yaşanan zırhlı araç sonucu yaşamını yitiren ve yaralananlar şöyle:

*Mardin’in Derik ilçesinin Bahçebaşı mahallesinde 9 Şubat 2017 tarihinde okuldan eve dönen 7 yaşındaki Berfin Dilek’e zırhlı araç çarptı. Dilek olay yerinde yaşamını yitirdi. Failler ise yargılanmadı.

* Siirt-Batman karayolu üzerinde 4 Mart 2017 zırhlı aracın altında kalan 34 yaşındaki Kerem Arslan yaşamını yitirdi.

* Şırnak’ın İdil ilçesinden Cizre’ye giden sivil bir otomobile 21 Mart 2017 tarihinde Ejder tipi zırhlı araç çarptı. Arabada bulunan Okan İnce, Bahadır Beyazlıoğlu ile adı öğrenilemeyen bir kişi hayatını kaybetti.

* Van’ın 2 Nisan Kavşağı’nda 18 Nisan 2017 tarihinde gece saatlerinde polis aracı bir motosiklete çarptı. Ağır yaralanan 2 yurttaşlardan Sami Uçan yaşamını yitirdi. Olaya ilişkin konuşan tanığın “Zırhlı araç çarptıktan sonra yerde yatan 2 gencin yanına geldiler. Yaklaşık 40 dakika hiçbir müdahalede bulunmadılar. Polisler gençlerin etrafını çembere alarak dışarıdan görünmesini engelledi. Olay yerine 40 dakika sonra ambulans geldi” şeklindeki beyanları ise yaşananları keyfiliğini gösteriyor.

* Van’ın Edremit ilçesinde bulunan Kocaeli parkı kavşağında 19 Nisan 2017 tarihinde sivil polis aracı yayalara çarptı. Çarpma sonucu, isimleri öğrenilemeyen 1’i ağır 3 yurttaş yaralandı.

* Van merkezde bulunan Kültür Sarayı kavşağında 23 Nisan 2017 tarihinde E.Ç. isimli kişiye zırhlı polis aracı çarptı. E.Ç., çarpmanın etkisiyle ağır yaralandı.

* Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde 25 Nisan 2017 tarihinde sivil polis aracı, Feride Beşer isimli yurttaşa çarptı. Yaralanan Beşer, Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

* Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesi’nde 4 Mayıs 2017 tarihinde Akrep tipi zırhlı araç, saat 23.30 sıralarında 715’inci sokakta bulunan bir evin duvarını yıkarak içeri girdi. Yıkılan duvarlarında bulunduğu odada uyuyan 7 yaşındaki Muhammet ile 6 yaşındaki kardeşi Furkan Yıldırım ağır yaralandı. Mahallelilerin kendi imkanları ile Silopi Devlet Hastanesi’ne kaldırdığı Yıldırım kardeşler, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Mahaleliler zırhlı aracı kullanan polisin alkollü olduğunu belirtti. Açıklama yapan valilik ise iddiaların doğru olmadığını belirterek, yaşanan katliama ‘kaza’ olduğunu söylemekle yetindi.

* Nusaybin’de 9 Haziran 2017’de özel harekat polislerini taşıyan zırhlı aracın çarptığı motosiklet üzerindeki 17 yaşındaki Mehmet Şerif B. ağır yaralandı. Yaralı B., uzun dönem hastanede kaldı ve bir ayağı dizinden kesildi.

* Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 14 Haziran 2017 tarihinde sokakta yürüyen Pakize Hazar isimli yaşlı kadına askeri zırhlı araç çarptı. Zırhlı aracın çarptığı Hazar, olay yerinde yaşamını yitirdi. Pakize’nin cenazesi uzun süre yerde bekletildi. soruşturmanın açılıp açılmadığı bilinmezken, sokağın 1 yıldır araç trafiğine kapalı olduğu öğrenildi.

* Diyarbakır-Bingöl karayolunda 19 Haziran 2017 tarihinde Özel Harekat Polislerini taşıyan zırhlı polis aracı, bir yolcu minibüsüne çarptı. Araç şoförü Remzi Menteşe ile ismi öğrenilemeyen 8-10 yaşlarında bir çocuk yaşamını yitirdi.

* Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde 20 Haziran 2017 tarihinde akrep tipi zırhlı askeri aracın otomobile çarpması sonucu 3 yurttaş yaralandı.

* Diyarbakır’ın Licê ilçesine bağlı Fis köyü civarında 20 Haziran 2017’de polise ait zırhlı araç, sivil bir otomobili ezdi. Zırhlı aracın vurduğu araçtaki 74 yaşındaki Mahmut Öner, 64 yaşındaki Mevlüt Dağtaş, 63 yaşındaki Abdulhamit Dağtaş, 53 yaşındaki Fikri Demirbaş ile Fikri Demirbaş’ın annesi Zeyel Demirbaş yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren 5 yurttaşın, 19 Haziran 2017 tarihinde, aynı bölgede özel harekat polislerini taşıyan midibüsün, yolcu minibüsüne çarpması sonucu yaşamını yitiren 2 sivil yurttaşın kurulan taziyesinden Diyarbakır’a döndükleri öğrenildi.

* Şırnak’ın Silopi ilçesinde bulunan Kıbrıs caddesinde 24 Haziran 2017 tarihinde zırhlı araç, bayram alışverişine çıkan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Mizgin Kızıl’a çarptı. Mizgin başından boynundan ve kolundan yaralandı. Baba Fettah Kızıl kızının bayram alışverişine çıktığını ve kızına çarpıp kaçtıklarını belirterek konu ile ilgili şunları anlattı: “İnsanlar zırhlı aracın peşinden koşuyorlar ‘birine çarptın’ diye ama durmuyor. Ancak hastaneye gittiğimde polis oradaydı. Hiçbir şey olmamış gibi ifade almak için gelmişler. İnsanların canı bu kadar ucuz mu?”

Yeni ‘infaz’ yöntemi: Zırhlı araçlarla ez, cezasız kal

Zırhlı araçla çocukları katletmenin cezası 2 yılla sınırlı olabilir!

Leyla Birlik: Zırhlı araç katliamları DAİŞ zihniyetinin parçası