Yasa tasarısı ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ dedikleri sistem!

Habibe Eren

ANKARA – Müftülüklere nikah yetkisi veren yasa tasarısına tepki gösteren avukat Sevinç Hocaoğulları, toplumsal yaşamın dinsel esaslar alınarak düzenlenmesi bakımından müftülere verilen evlendirme yetkisinin ‘İster beğenin, ister beğenmeyin, yeni bir devlet geliyor’ söyleminden bağımsız olmadığını kaydetti. Sevinç, “Bu söyledikleri devlet modelinde kadınlar ikinci sınıf yurttaş ve ‘kul’ olarak tanımlanıyor” dedi.

‘Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı” Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Kadınlar müftülere de nikâh kıyma yetkisi değişikliğini içeren tabu yasa tasarısı ile eş sömürüsünün ve cinsel istismarın yaygınlaşacağını belirtirken, hükümet değişikliğin evlendirme işlemlerini kolaylaştıracağını savunuyor. Avukat Sevinç Hocaoğulları da yasa tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kadın 6 maddenin üzerinde duruyor

Yasa tasarısının 25 Temmuz’da Meclis’e sunulduğunu hatırlatan Sevinç, Eylül ayında görüşmelere başlanacağını söyledi. Bu yasa tasarısında kadın örgütlerinin 6 temel madde üzerinde durduklarının altını çizen Sevinç, şunları kaydetti: “Bunlardan ilki müftülere nikah yetkisine dair düzenlemeydi. Bu çokça tartışıldı, bizim önemsediğimiz bir diğer madde; sağlıkçı refakatinde yapılmayan doğumlarda çocuğun nüfusa işlenmesine ilişkin maddeydi. Ülkemizde kadınların gebelik boyunca hiçbir sağlık kontrolünden geçmeden doğum yapması belli koşullar altında oluyor. Bir istenmeyen gebelik, tecavüz, ensest durumlarında olabilir. Bu durumda kadını ve çocuğu koruma altına alacak düzenlemelere ihtiyaç varken yalnızca beyana bağlı olarak çocuğun kaydedilmesine ilişkin bir düzenleme getiriyor.”

İstismar 10 yılda yüzde 700 arttı

Sağlıkçı refakatinde doğmayan çocukların nüfus kayıtlarının beyana yansımasına ilişkin bir tartışma yürütüldüğüne dikkat çeken Sevinç, bu maddenin de önemli olduğunu söyledi. Sevinç, 2016 Çocuk İstismarı raporuna göre Türkiye’de istismarın son 10 yılda yüzde 700 arttığını, 18 yaş altı evlendirmede ise Avrupa’da 3’üncü sırada olduğunu söyledi. Sözlü beyana dayalı nüfus bildiriminin mümkün olamayacağını vurgulayan Sevinç, “İnsanların sağlık denetiminden geçip, bu yönde rapor alacağı bir sistem olması gerekir. Ya da tanıma yoluyla çocuğun babanın nüfusuna kaydı konusunda, annenin oradaki kayıtlardan silindiğini görüyoruz. Çocuk babasının kütüğüne kaydedildiğinde annenin bilgilerinin neden yer almadığını sorduğumuzda hiçbir cevap alamıyoruz. Yalnızca ‘Böyle olacaktır ‘deniliyor. O zaman böyle olacaksa, kadınların kaygılarının gerçek olduğu ve iktidarın özellikle çocuk istismarının üzerini örtmek olduğunu düşünüyoruz” diye belirtti.

Annenin kimlik bilgilerine dair düzenleme

Üçüncü maddede yer alan ‘çocuğun tanınması’nda annenin kimlik bilgilerinin işlendiğine; ancak bunun da değiştirilebileceğine vurgu yapan Sevinç, “Yeni düzenleme anneye ait bilgilerin işlenmeyeceğini söylüyor. Biz buna karşı tüm eleştirilerimizi gündeme getireceğiz” ifadelerini kullandı. Bir diğer maddenin de kadının soyadı kullanımı ile ilgili olduğunu belirten Sevinç, “Kadınların uzun süredir evlenme durumunda yalnızca kendi soyadlarını kullanmaya ilişkin açılmış davalar var. Bu konuda Yargıtay’ın, AİHM’in kararları var. Kadınların da beklentisi yalnızca soyadlarını kullanabilme yönündeyken, kendi soyadını kullanan kadınların dilekçe vererek kendi soyadını kullanmaktan vazgeçmelerini kolaylaştıran bir yasa düzenlemesiyle karşı karşıyayız” dedi.

Bu sefer vatandaşlığa kabulde ‘genel ahlak’

Yasada yer alan “Vatandaşlığa evlilik yoluyla kabulde kamu güvenliği dışında genel ahlak kriterinin aranması” maddesine değinen Sevinç, “Ülkemizde kadınların yaşamına müdahalede; giyim, kuşam, yaşam tarzı, ahlak anlayışlarını sorgulanıyor. Bu nedenle saldırılara uğruyor kadınlar. Bu sefer vatandaşlığa kabulde de karşımıza ‘genel ahlak’ çıkıyor. Toplamda birkaç boyutlu tartışılabilir. Bu yasa kadınların, kadın örgütlerinin fikri alınarak düzenlenen bir yasa değil” şeklinde konuştu.

‘Yeni devlette kadınlar ikinci sınıf yurttaş!’

AKP’nin bugünü görmeyen, halktan uzak bir şekilde hazırlanan torba düzenlemelerle kadınların yaşamlarına müdahale etmek istediğini söyleyen Sevinç, şunları kaydetti: “Toplumsal yaşamın dinsel esaslar alınarak düzenlenmesi bakımından müftülere evlendirme yetkisi verilmesi, ‘İster beğenin, ister beğenmeyin yeni bir devlet geliyor’ söyleminden bağımsız değil. Bu söyledikleri devlet modelinde, kadınlar ikinci sınıf yurttaş ve ‘kul’ olarak tanımlanıyor. Ülkemizde çocuk istismarı, erken yaşta zorla evlilikler çok fazla. Bunlara yönelik yargının ve siyasi iktidarın koruyucu uygulamaları var. Şimdi koruma ile birlikte bunlara yasal güvencede sağlanıyor.”

‘Medeni Kanun’un hükmü Anayasada değiştirilemez’

“Bu yasa ihtiyacı nerden çıktı?” diye soran Sevinç, bu kanunun genel gerekçesine bakıldığında “evlilik işlemlerini hızlandırabilmek” diye açıklandığını ifade etti. Buna ilişkin çok fazla yorum yapıldığını belirten Sevinç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizde evlenme prosedürünün zor olmadığını hepimiz biliyoruz. O zaman neden bu yapılıyor? Bu gerekçenin gerçek bir gerekçe olmadığı ortada. Evlilik akdinin Medeni Kanun’da resmi memurlarca yapılacağı düzenlenmiş ve Medeni Kanun’un bu hükmü Anayasa’da değiştirilemez maddelerdendir. Buna rağmen son zamanda her alanda bu müdahaleler yapılıyor.

‘Dinsel otorite yaşamımıza sokuluyor’

Dinsel kurumların sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi her alanda yaşamımıza girdiği gibi, kadın haklarına ilişkin bir alanı düzenlerken, dinsel bir otoriteyi yaşamımıza sokmuş oluyorlar. Bunu şöyle diyorlar: ‘Vatandaşların dini hassasiyetlerini korumak amacıyla yapıyoruz bunu. Ha belediye memuru kıyıyordu bu nikahı, ha müftü. ‘ Ama bunun böyle olmadığını biliyoruz. En temel anlamda bunun kadın haklarına bir saldırı biliyoruz. Toplumsal yaşamın dini kurallarla düzenlenmesine farklı alanlardan kadınlar da itiraz ediyor.”

‘’Yeni bir devlet kuruyoruz’ dedikleri sistem’

Bu yasanın birden fazla evliliğin ve çocuk istismarının önünü açacağına dikkat çeken Sevinç, tüm kesimlerin buna karşı durması gerektiğini ifade etti. Hiçbir fikrin açıklanamadığı ve herkesin ‘terörist’ ilan edildiği OHAL koşullarında yasanın apar topar devreye girmesi için iktidarın çaba harcadığını dile getiren Sevinç, “Kadınlar kazanılmış hakları konusunda direngenler. Çocuk istismarına karşı, kürtaj yasasına karşı kadınlar nasıl direndiyse, Türkiye’nin her yanında bu yasaya karşı da bir direniş gelişecektir. Bunun ön eylemleri Ankara, İstanbul, Eskişehir Adana gibi illerde yapıldı bile. Tabii ki bu yeterli değil. Çünkü karşımızda ‘Biz yeni bir devlet kuruyoruz’ dedikleri bir sistem var” diye konuştu.

Sevinç, “Bu sistem kadına yönelik şiddetin ve çocuk istismarının var olduğu bir sistem. Şort ve etek giydiğimizde bu bizim ‘genel ahlakımıza’ veya dine aykırı diye kadınların saldırıya uğradığı bir sistem. Buna karşı kadın direnişi de sokakta, hukuksal anlamda, her anlamda büyüyecek” dedi.