Rakka’nın ilk eşbaşkanı Leyla: Şehrimiz ancak kadın eliyle özgürleşir

Gulan Botan

RAKKA – Özgürleştirilen Rakka’ yı barış, sevgi ve kadın eliyle yeniden örgütlemek isteyen Leyla Mistefa; “Birbirimizi sevdiğimiz kadar ülkemizi sevebiliriz” diyor.

Leyla Mistefa özgürleştirilen Rakka’da kurulan sivil meclisin ilk eşbaşkanı. Leyla siyasi kimliği ile Rakka’da bir ilk oluşturmasının yanı sıra yaptığı çalışmalar ile adım adım özgürleştirlen Rakka’yı adım adım güzelleştiriyor. Leyla’yı kimi zaman kurtarılan sivillerle ilgilenirken, kimi zaman halk toplantılarında uğruna mücadele ettiği paradigmayı savunurken görüyoruz. Aynı zamanda Rakka Fırat Üniversitesi İnşa Bölümü mezunu olan Leyla, kenti çimento ve betonla değil sevgi ve umutla adeta yeniden inşa ediyor. “Rakka tamamen özgürleştirildikten sonra YPG ve Kürtler orada kalacak mı?” tartışmaları bir yana Leyla ve örgütlenen Rakkalı’ların çabaları kentte kalıcı olacak olanın demokratik ve özgür bir yaşam olduğunu kanıtlıyor.

Gazete Şûjin olarak bir yandan kurtarılan göçmenlerle ilgilenen bir yandan özgürlükten sonrası için kenti yeniden örgütleyen Leyla ile çalışmaları, yaşamı ve hayallerini konuştuk. Gire Sipî’de dünyaya gelen ardından ailesiyle birlikte Rakka’ya taşınan ve savaşla birlikte yeniden göç etmek zorunda kalan Leyla, savaşı bir kader olarak görmüyor ve en büyük savaşını kendisini geliştirerek Rakkalı kadınlara umut olabilmek için veriyor.

Leyla, Girê Spî’den ayrılışını ve tekrar dönüş hikayesini ise şöyle anlatıyor: “Ben ilkokul birinci sınıfı Qufile köyünde okuduktan sonra ailemle birlikte Rakka’ya taşındım. Uzun yıllar orada kaldım. Suriye’de yaşanan karmaşa sonrası ki Rakka DAİŞ’in merkezi olarak görülüyordu, halkım birçok zorluk yaşadı. DAİŞ çetelerinin özellikle kadına yönelik beyin sınırlarını aşan işkencelere insan beyni artık tahammül edemiyordu. Bir kadın olarak kadınların esaretine dayanamadım. 2014 yılında bu yaşama daha fazla tahammül edemediğim için oradan ayrıldım. İlkin Cizre Kantonu’na gittim, ardından resmi bir şekilde Girê Spî özgürleştirildikten sonra oraya geçtim.”

En büyük hayal kadın eksenli paradigma!

Leyla’nın en büyük hayali ise esaretinin en ağırını yaşamış olan Rakka halkını kadın eksenli paradigma etrafında geliştirebilmek. Savaş sürecinde bu hayalinden vazgeçmeyen Leyla, Cizre Kantonu’nda yaşadığı süre boyunca da bu hayalini gerçekleştirmek için önce kendini örgütleyerek geliştiriyor. 2016’da Rakka’yı özgürleştirme hamlesi başladığında ise hazırlık komitesinde yer alan Leyla,” Bu süreçte Rakka’dan ayrılmak zorunda kalanlarla bu hazırlık üzerine tartışmalarımız oldu. Böyle bir zemin olduğunu anladığımızda da hemen örgütlenme içine girdik” diyor.

‘Çalışmalarımızın temelinde kardeşlik var’

Rakka’nın özgürleşmesiyle birlikte yeni yaşamın ilk somut adımlarından olan Rakka Sivil Meclis’inin ön hazırlıklarını da anlatan Leyla şunları dile getiriyor: “DAİŞ çeteleri bütün vahşetiyle geldi Rakkalı’ların bedenlerde ve beyinlerde korkunç yıkımlar gerçekleştirdiler. Özgürleştikten sonra insanlar ‘şimdi nasıl olacak?’ diye düşünüyorlardı. Bu yıkımların ardından kadın eliyle demokratik inşa yavaş yavaş gelişecek dedim kendi kendime. Çalışmalarımızın temelini ortak yaşam ve halkların kardeşliğine dayalı geliştirdik. Bütün mücadelemiz bunu halkımıza anlatmak ve bu temelde de örgütlemektir.”

‘Halkımın beyni esir alındı’

Leyla DAİŞ’in toplumda yarattığı tahribatı ve bu tahribattan çıkış noktasından ise şöyle bahsediyor: ” Bazı insanlarımız kendi akrabalarını öldürmek durumunda kaldı. DAİŞ zihniyetiyle annesini, babasını, kardeşini kendi eliyle öldürdü. Çünkü beyinleri DAİŞ çeteleri tarafından yıkandı. Artık ne yaptıklarını bilemez düşünemez hale geldiler. Halkımız bununla yüz yüze kaldı bu acıyı yaşadı. Şimdi bütün dünyanın gözü Rakka’nın geleceği üzerinde. Ben elimden geldikçe halkımla el ele yürümek istiyorum. Halkımın beyni esir alındı, ben o esarete son vermek istiyorum. Bunları iyileştirmenin tek yolu sevgi ve örgütlülüktür.”

‘Birbirimizi sevdiğimiz kadar ülkemizi severiz’

Rakka’nın özgürleşen kadınlarına seslenen Leyla, son olarak şunları dile getiriyor: “Gelin hep birlikte Rakka’yı özgürleştirme ve örgütleme çalışmalarında yer alalım. Çünkü şehrimiz ancak kadın eliyle özgürleşir. Bu konuda umutluyum. O yüzden diyorum ki kadınların hepsi örgütlenmeli ve kendini kendi iradesiyle yönetmelidir. Kadınlar kendi ülkelerine destek vermelidir. Bütün kadınlara da diyorum ki öncelikle kendimizi tanımalıyız. Yıllardır kadınların beklediği umut şimdi kadınların elindedir onu iyi değerlendirmeliyiz. Anladım ki birbirimizi sevdiğimiz kadar kendimizi ve ülkemizi özgürleştirebiliriz. Başarı özgür kadın eliyle demokratik ve özgür bir toplumun inşası olarak bütün özgür kadınların olacaktır.”