‘Onların tankı varsa bizim de direncimiz var’

Medine Mamedoğlu

MARDİN- Valilik tarafından ilan edilen ‘sokağa çıkma yasağı’nın ardından 2 gün boyunca dağları yakılan Nusaybin’in Stililet( Akarsu) köyünden kadınlar, “Kürt olmamız bile onların bunu yapması için bir bahane. Onların tankları topları var ama bizimde direncimiz var” dedi.

Yaz aylarının da gelmesi ile beraber son dönemde top atışlarından kaynaklı her yerde yangınlar çıkıyor. Özellikle Dersim, Lice ve Mardin çıkarılan bu yangınlar her sene hayata geçiriliyor. Çatışma bahanesi adı altında yapılan top atışları ile birlikte çıkan yangınlar doğanın da dengesini bozuyor. Köylülerin mağdur edildiği ve dolaylı yoldan göçe zorlandığı bu yangınlar ile ilgili konuşan Nusaybin Akarsu köyünden kadınlar, değil yangın sonu ölümle bile bitse dahi köylerini asla terk etmeyeceklerini söyledi. Geçtiğimiz haftalarda ilan edilen yasağın ardından çıkan yangın Akarsu( Stlilien) köyünde iki gün sürmüştü. Çıkan yangına müdahale edemeyen ve evlerine esir edilen köylüler camilerden yapılan “Çıkanı vururuz” anonsu ile tehdit edilmişti.

‘Susmadık, susmayacağız’

Göçe zorlandıklarını ifade eden Azize Sürü, “Bizi buradan çıkarmak istiyorlar ama biz buradan çıkıp nereye gidelim. Ne yapalım şehirlerde asla yaşayamayız. Sonuna kadar burada kalacağız. Bugüne kadar gitmedik bundan sonra da gitmeyiz. Her sene aynı şeyleri yapıyorlar. Yangın çıkar susuz bırak, ağaçları yak hayvanları öldür. Ama bizim bunlara karnımız tok. Bugüne kadar susmadık bundan sonrada susmayacağız” dedi.

‘Allah şahittir ki çıkmayacağız’

Vesile Ayhan ise, her yıl devletin Kürdistan köylerine aynı şekilde saldırdığını ifade ederek, dağların yakılarak köy halkının eve hapsedildiğine vurgu yaptı. Xeraba Bava köyünde yaşananları hatırlatan Vesile, yasak adı altında köy halkının evlerde işkenceye maruz bırakıldığını ve hayvanların katledildiğini dile getirdi. Vesile, köy halkının bu yöntemle mağdur edilmeye çalışıldığının altını çizerek, “Ellerinden ne geliyorsa yasakta yapıp gidiyorlar. Öfkeleriyle buraya geliyor ve ormanlarımızı ateşe veriyorlar. Ormanlarımız ve ağaçlarımızda her sene kül oluyor. Ama bunu neden yaptıklarını hepimiz iyi biliyoruz. Bizi buradan çıkarmak için yapıyorlar. Ama Allah şahittir ki bizler ölsek bile asla çıkmayacağız. Biz buradan gitsek nereye gideceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar ama evlerimizi bırakıp hiçbir yere gitmeyeceğiz” diye konuştu.

‘Eskiden köylere şimdi ise dağlara düşmanlar’

Geçmiş yıllarda köylerinin yakıldığını aktaran Vesile, bugün ise dağların ve tarlaların ateşe verilerek halkın ekonomi üzerinden göçe zorlandığını ifade etti. Vesile, ateşe müdahale etmelerine izin verilmediğini aktararak, “Devletin tek işi Kürde ait olan her şeyi yakmak, yok etmek. O zaman bunu göz önünde yapıyorlardı şimdi ise dolaylı yoldan yapıyorlar. Hayvanlarımız yemsiz kalsın, biz odunsuz kalalım diye yapmadıkları şey kalmadı. Devlet bizleri camiden yaptığı ‘evden kimse çıkmasın. Yoksa vururuz’ tehdidiyle sindirmeye çalıştı. Biz kendi bahçemize bile çıkamadık” diye belirtti.

‘Onların tankları varsa bizim de direncimiz var’

Son olarak konuşan Naima Eldemir ise, devletin Kürt halkına karşı büyük bir öfke beslediğini kaydetti. Dağlara karşı duyulan öfkenin yakılarak giderilmeye çalışıldığını söyleyen Naima, dağ yakmalarının iktidarın nefret duygusunu bir yanda da arttırmak için hayata geçirdiğini vurguladı. Naima, “Kürt olmamız bile onların bunu yapması için bir bahane. Onların tankları topları var. Ama bizimde direncimiz var. Köyden çıkmamız için ellerinden geleni yapıyorlar ama bizler ne yaparlarsa yapsınlar çıkmayacağız. Nereye gideceğiz. Allah onların yanına bırakmasın. Bunu yapan kimsenin yanına bırakmasın” ifadelerini kullandı.