Ne 90’lar ne 2000’ler Kumri hala dimdik ayakta…

Medine Mamedoğlu

MARDİN- 90’lı yıllarda maruz kaldığı baskılardan sonra kendi toprağından zorla göç ettirilen Kumri Bişkin, aradan geçen 10 yılın ardından Nusaybin’e geri döndü. Evinin yıkıldığını gören Kumri, “Ben yine de bunca şeye rağmen ayaktayım ve her zaman ayakta kalmaya devam edeceğim” dedi.

Geçmiş dönemlerden bu yana büyük zorluk ve baskılardan geçen Kürt kadınlarının belki de sadece bir yönünü anlatıyor Kumri Pişkin. 1990’lı yıllardan bu yana yaşadığı büyük zorluklara rağmen mücadele etmekten bir an olsun vazgeçmeyen 61 yaşındaki Kumri, 8 çocuğu ile birlikte tek başına sokaklarda sebze satarak, evinin önünde bakkal açarak geçimini sağlıyor. 2 yaşında bir çocuğu ile birlikte 4 ay cezaevinde de kalan Kumri, hikâyesinin sadece bir detayını oluşturan bu sözlerden sonra bütün hikâyeyi anlatmaya başlıyor.

‘2 yaşında ki çocuğumla 4 ay tutuklu kaldım’

Şırnaklı olduğunu ve Nusaybin’de doğup büyüdüğünü söyleyerek sözlerine başlayan Kumri, 1993 yılında eşini Nusaybin’de Hizbullahçılar tarafından katledildiğini söyledi. Kumri, eşinin katledildiği süreçte hamile olduğunu dile getirerek, 8 çocuğuna bakmak için yaşamla mücadele ettiğini belirtiyor. Evinin önünde küçük bir bakkal açarak geçimini sağlayan Kumri, bir yandan da sebze sattığını ifade ediyor.

‘Örgüt üyeliği suçlaması ile tutuklandım’

Sürekli polisler tarafından tacize maruz bırakılan Kumri, 1994 yılında belli aralıklarla evine yapılan baskınlarla 4 kez gözaltına alınır. 1995 yılında kızı ve 2 yaşındaki çocuğuyla 10 gün boyunca gözaltında tutulan Kumri, “10 güne yakın gözaltında kaldıktan sonra ‘ Örgüt üyeliği’ suçlaması ile Diyarbakır’da tutuklandım. Ben kızım ve iki yaşında ki çocuğum 4 ay tutuklu kaldık” diye ifade ediyor.

‘Nusaybin’i terk etmem noktasında ölüm tehdidi aldım’

Cezaevinden çıktıktan sonra yeniden Nusaybin’e dönen Kumri, tüm baskı ve zulüm politikasına rağmen yaşam mücadelesine devam eder. Nusaybin’den vazgeçmeyen Kumri’ye bir telefon gelir ve telefonun ucundaki kişinin kendisine‘evini hemen terk etmezsen seni de çocuklarını da öldüreceğim’ diyerek tehditler savrulduğunu dile getiriyor. Kumri o telefon görüşmesini ve sonrasını şu cümlelerle anlatıyor: “Telefondaki kişi bana ‘Çocukların yetim kalmasın. Seni öldüreceğiz’ diye tekrar ediyordu. Bu konuşmadan önce yine bütün çocuklarım ile birlikte 3 gün gözaltında kaldık. Telefonda bana ‘eğer gitmezsen yine aynı şeyleri yaşarsın’ dediler. Ben de hiçbir şey diyemedim. Daha sonra bütün çocuklarımı alıp İstanbul’a gittim. Kendi toprağımdan kendi vatanımdan ayrı düşürüldüm. Orada çocuklarım işlerini kurduktan sonra geri gelmeye karar verdim.”

‘Evimde sadece 4 yıl kalabildim’

10 yıllık hasretin ardından döndüğü evinde sadece 4 sene kalabildiğini ifade eden Kumri, “2013 yılında da buraya geri geldik. Abdulkadirpaşa Mahallesi’nde kendi evimizde oturmaya devam ettik. Ben buraya geri gelmeseydim dışarılarda ölürdüm. Buraya geldikten sonra kendi ellerimle evimi yeniden yaptım. Kazandığım parayla her gün evime eksik olan bir şey alıyordum. Sonra çatışmada evimi yıktılar. Şimdi ondan geriye bir taş bile yok” diye belirtiyor.

‘Asla peşini bırakmayacağım’

Her şeye rağmen ayakta olduğunu ve haklı davasından asla ödün vermeyeceğini kaydeden Kumri, “Eşim için defalarca insan hakları mahkemesine başvuru yaptık. Her reddettiklerinde yeniden başvuruda bulunacağım. Ama asla bunun peşini bırakmayacağım. Ne kendi davamın ne de eşimin davasının sonucu belli olmadan ölmek yok bana” diyor.