müftüsünün nikâhı

Ayşe Düzkan

İmam nikâhı, ikinci eşlerin, çocuk yaştakilerle yetişkinlerin, çocuk yaştakilerin kendi aralarında evlenebilmelerini sağlıyor.

hayrettin karaman’ın, sigara içen kadınlarla başlayıp sigaranın sağlığa zararlarıyla bitirdiği yazısını, ne yalan söyleyeyim, sigaraya düşmanlığı herkesçe bilinen tayyip erdoğan’a iltifat etmek amacıyla yazdığını düşünüyorum. (kibar bir günümdeyim yoksa iltifat yerine farklı terimler de kullanılırdı.) bir demokraside, cumhurbaşkanının sigara gibi bir konudaki görüşlerini bütün ülke bilmez diyeceksiniz, durumumuzu göz önüne alınca bu yaklaşımı lüks addediyorum. karaman’ın, yazıya kadınları anarak başlaması da bence, kadınlara yönelik her türlü kısıtlama karşısında büyük bir memnuniyet duyan erkek okurlarını cezbetmeye yönelik. isterdim ki, sigara tiryakisi olduğunu bilinen, iktidara yakın/uzak islami çevrelerden, yazı ve sözleriyle etkili bütün kadınlar itiraz etsin; olmadı. ne gam, sigara içsin içmesin itiraz edenlerin, sosyal medyada sigaralı fotoğraflarını paylaşanların dürüstlüğü, cesareti bize yeter.

peki bu nüfus hizmetleri yasasında öneriler değişiklikleri ve mağdur hakları yasa tasarısını ne yapacağız? böyle ifade edince neden bahsettiğim anlaşılmıyor olabilir ama müftülük dersem anlarsınız.

aslında burada iki farklı yasadan bahsediliyor ve bunlardan birincisi kadınları, ikincisi de erkekleri cezbetmeyi hedefliyor. bunların hepsini bir yazıda ele almak mümkün olmadığı gibi, ulaşabildiğimiz bilgiler de kapsamlı değerlendirme yapabilmeye –en azından henüz- imkân vermiyor. ama mağdur hakları yasa tasarısı hazırlanırken boşanmış mağdur babalar derneği’nin görüşlerinin dikkate alındığını hatırlatayım.

asıl üzerinde durmak istediğim çok tartışılan nüfus hizmetleri yasası. burada bence en önemli nokta, aile içi tecavüzler sonucu doğan çocukların nüfusa kaydıyla ilgili değişiklik. biliyorsunuz, akp hükümetinin en gurur duyduğu noktalardan biri gebe takibi. kürtaj hizmetinin yasaklanmadığını ama buna ulaşmanın çok zor hale geldiğini de göz önüne aldığımızda bu özeni, sağlık hizmetleri değil nüfusu arttırma politikaları kapsamında değerlendirmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. ama şu nokta da önemli; aile içi tecavüzler en fazla, hamilelik durumunda hastaneye başvurulması halinde tespit ediliyor. 1905’te düzenlenmiş mevcut yasada evde doğum durumunda sözlü bildirimle nüfusa kayıt yapılması mümkün. yeni tasarıda da bu var. ama gebelerin bu kadar iyi takip edildiği koşullarda evde doğum neden ve nasıl yapılır? sözlü bildirime neden ihtiyaç duyulur? bu madde, yakınlarından birini –çok yaygın olduğu üzere kızını, yeğenini- tecavüzle hamile bırakan erkeklerin doğan çocukları sanki eşleri doğurmuş gibi nüfuslarına kaydettirmelerini mümkün kılma, kolaylaştırma riski taşıyor.

şunu söylemeye gerek yok, devletin görevi tavize ve tecavüze uğrayan çocukları korumak. bu görev aileye bırakılamaz çünkü bu suçlar en yoğun biçimde aile içinde, aile büyükleri tarafından işleniyor. ama akp bu korumayı erkeklerin yetkilerini kısıtlama pahasına gerçekleştirmeyi kabul etmiyor. ama bu korumanın sağlanamadığı durumlarda bile, bu çocuklar ya da kadınlar, hamile kaldıklarında kürtaj hizmetine ulaşabilmeli. kolaylaştırılması gereken bunlar, doğan çocukların babanın nüfusuna kaydedilmesi değil. tabii şu da var, akp iktidarının zihniyetiyle güçlenen mevcut ahlak anlayışı, çocukların, gençlerin birbirleriyle olan flörtünü, cinsel yakınlaşmalarını yasaklıyor, lanetliyor ama o çocukları ailelerindeki erkeklerin insafına terk ediyor! komşunun oğluyla sohbet etmesi yasak olan 13 yaşındaki kız çocuğuna, bu yasağı hayata geçiren abisi tecavüz edebiliyor! bu konuyla bağlantılı değişikliklerin müftülük nikâhı kabul edilirse laikliğin elden gideceği fikrinin gölgesinde kalmaması gerekir bence.

laiklik elden gidiyor mu? buna hiç şüphe yok. müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesinin bununla bir bağlantısı var mı? bu üzerinde durulmaya değer bir konu bence.

türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde dini nikâhlar kıyılıyor. ama burada bir fark var; türkiye’de dini nikâhın yasal sonuçları olmuyor. o yüzden, kiliselerde de, sinagoglarda da dini nikâh kıyılmadan önce medeni nikâh kıyılıyor. aynı şeyi imam nikâhı için söyleyemiyoruz. (imamlar, yasalara uyma konusunda başka dinlerdeki mevkidaşlarından daha isteksiz!) o yüzden imam nikâhı, ikinci eşlerin, çocuk yaştakilerle yetişkinlerin, çocuk yaştakilerin kendi aralarında (bu da gençlerin flört edebilmelerinin önündeki engellerin bir sonucu ve çocuk yaştaki insanların kaldıramayacakları sorumlukların altına girmesine sebep oluyor.) evlenebilmelerini sağlıyor. medeni nikâhın kendilerine sağladığı nafaka benzeri haklardan mahrum olan kadınlar dini nikâhın medeni hukuka dair sonuçları olmasını istiyor. (gerçi aile bakanının nafakayla ilgili sözleri, o sonuçların “mağdur erkekler” lehine değiştirilme ihtimalini de akla getiriyor.) müftülüklere nikâh kıyma yetkisinin verilmesi ilk bakışta bu hakların sağlanması anlamına gelecek gibi görünüyor. ama imamların nikâh kıyması yasaklanmadıkça bu, ancak dini nikâh kıydırmak isteyenlerin, iki ayrı nikâh töreni yerine tek tören yapabilmelerini sağlar. zaten evli olanlar, yaşı yasal olarak evlenmeye uygun olmayanlar yine imam nikâhı kıydırır. kaldı ki, eskiden küçük azınlıklarken akp döneminde toplumsal bir tehdit haline gelen tarikatlar, dini gruplar devletin imamlarını bile reddedip kendi imamlarına nikâh kıydırıyor, namaz kıldırıyor. ama nikâh yetkisinin bir din adamına verilmesi, bir süre sonra onun kitabın kendisine verdiği yetkiye ve hatta mecburiyete dayanarak erkeklere birden fazla kadınla nikâh kıyma hakkını talep etmesine yol açmaz mı! bakın cümlenin sonuna soru işareti koymaya bile gerek görmüyorum. şeriat, her ülkede iran’daki gibi bir siyasal karşı devrimle, kalkışmayla gelmez, bazen de toplumsal karşı devrimlerle oturur.

müftülük nikâhının, bir de, aklı selim sahibi akp taraftarlarının bile dikkat çektiği toplumsal bölücülük sonucu var. ama lafı zaten yeterince uzattım, bu kapsamlı konu başka bir yazıya kalsın.

*Bu yazı ilk olarak artıgerçek’te yayınlanmıştır

https://www.artigercek.com/muftusunun-nikahi