Kürt halkına uygulanan politikaların ‘mevsimlik işçi’ hali…

 

Medine Mamedoğlu

MARDİN- Günler önce Sakarya’da yaşanan iş cinayetinde eşini, kızını kaybeden ve 4 çocuğu da yaralı kurtulan Leyla Boz, Kürt halkını mevsimlik işçiliğe zorlayan politikalara tepki göstererek,” Bunca işçi ölümü kaza değil katliamdır” diyor.

Geçtiğimiz günlerde Mardin’den Sakarya’nın Hendek İlçesi’ne fındık toplamak için giden ve ihmaller sonucu yaşamını yitiren 7 mevsimlik tarım işçisinin her birinin hikayesi farklı farklı olsa da ortak noktaları ekonomik sorunlar. Kendi topraklarında uygulanan ablukalar nedeniyle yollara düşüp para kazanmak isteyen işçiler güvencesiz ve kötü çalışma koşullarının yanı sıra iş cinayetleri sonucu yaşamdan koparılıyorlar. Tarlalara traktör ve kamyon kasalarında taşındıkları için sadece son 3 ay içinde tarlaya gidip gelirken yaşamını yitiren tarım işçisi sayısı ise 22’ye yükselirken son yaşanan iş cinayetinin ardından da dinmeyecek bir acı kaldı.

‘Kaza’ denilerek meşrulaştırılmaya çalışılan iş cinayeti sonucu eşi ve 18 yaşındaki kızını kaybeden, 4 çocuğu da yaralı kurtulan Leyla Boz, kendilerine dayatılan katliam politikalarına isyan ediyor. Leyla’nın şu sözü ise devletin emekçiye ve Kürt’e yaklaşımını özetliyor: “Kızıma bakmaya kıyamazken, sistemin bizi darmadağın etme haline bakıyorum şimdi.”

‘Bunca işçi ölümü kaza değil katliamdır’

Leyla, ardından ‘darmadağın’ ağıtlar yakıyor ve “El bebek gül bebek yetiştirdim” dediği kızını hayatı boyunca unutamayacağını söylüyor.

Kızı Gülistan’ı anlatmaya başlıyor Leyla… Hem kızını anlatıyor hem de ihmaller sonucu yaşanan iş cinayetlerine karşı öfkesini: “Benim kızım daha 18 yaşındaydı. Ona bakmaya kıyamıyordum. Şimdi de böyle bir kazaya kurban verdim. Ben onu geri istiyorum. Bize yıllardır yaşatılanlar yetmedi mi? Bir de bu katliama ‘kaza’ diyerek üstünü kapatacaklar. Bunca işçi ölümü kaza değil katliamdır. İhmallerin önünü kaza, kader diyerek kapatamazlar. Şimdi sadece yaralı kurtulan 4 çocuğum için yaşıyorum. Onlarda gitseydi ben asla ayakta duramazdım.”

‘İlk defa gidiyorlardı’

Leyla, eşi Faruk’un ve çocuklarının başlarını sokacakları bir ev hayaliyle ilk defa mevsimlik işçiliğe gittiklerini söylüyor. “Eşimi fakirlik yollara düşürdü” diyen Leyla, “Ne kızım ne de diğer çocuklarım gitmek istemiyordu. İlk defa gideceklerdi. 6 çocuğum vardı şimdi 5’i kaldı. Diğerleri de yoğun bakımda. Eşim çok iyi biriydi, çok merhametliydi. Fakirdi ama fakirlerin de ev boyamalarını kendisi yapıyordu. Onlardan para istemiyordu. Şimdi ne o var ne de kızım. Bir ev için gittiler şimdi de kirada oturduğumuz evden hem iki can hem de huzur gitti” diye anlatıyor.

‘Kızım buralarda yapamıyor biz de geri geleceğiz’

“Şirinimi, gülümü toprağın altına koydum” diyerek kızı Gülistan’ı anlatmaya devam eden Leyla, kızının yokluğuna sürekli ağıtlarla isyan ediyor. En büyük kızı olan Gülistan’ı fakirlik içinde büyüttüğünü söyleyen Leyla, “Gülistan’ım fakirlikten dolayı okuyamadı. Liseye de gidemedi. Hem kendini hem de bizi kurtarmak için 15 gün önce gitmişti oraya. İş yaparken kızımın elleri kabuk atmış herhalde eşim de ‘kızım buralarda yapamıyor biz de geri geleceğiz’ demişti. Ama gitmek oldu da dönmek kısmet olmadı onlara” diyor.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören 12 yaşındaki Gizem Boz, 10 yaşındaki Uğur Boz,16 yaşındaki Mehmet Boz, 13 yaşındaki Aleyna Boz’un ise hayati tehlikeyi atlatmış olması Leyla’yı ayakta tutuyor.