Köklerine yolculuk: Oce’nin ekolojik direnişi ve ‘Okulun Düzi’

Zülal Koçer

RİZE – Gazeteci Evrim Kepenek kendi köyünde ekolojik bir direnişe dönüşen şenlikleri belgeselle anlattı. Oce’nin direnişi ile Doğu Karadeniz’deki yaşam savunmasını ele alan Evrim, “Dünyanın ve Türkiye’nin farklı yerlerinde yaşayan köylülere ulaşsın istiyorum. Özellikle ekoloji mücadelesi veren yerlerde gösterilmesini hedefliyorum” diyor.

Gazete Şûjin’in ekoloji muhabiri Gazeteci Evrim Kepenek, doğup büyüdüğü Rize’ye bağlı Oce köyünde, yıllar önce ekoloji mücadelesi sonucu ortaya çıkan kültür sanat şenliğini anlatan bir belgesel hazırladı. Evrim ilk belgeseli Okulun Düzi’nin (Okulun Düzü) ilk gösterimini ise şenliğin 20’inci yılına denk gelen 5 Ağustos’ta gerçekleştirdi. Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinde özellikle köylerde yaşayan yurttaşlarla belgeseli buluşturmak isteyen Evrim, belgeseli yapma kararını kendisine aldıran nedeni “Hakikati anlatma isteği ve hakikat arayışı” diye anlatıyor.

Karadeniz algısının ötesine geçmek isteyen Evrim, “Medyada sunulan ve yaygın olarak kabul gören Karadenizli algısının ötesindeki Karadenizlileri de anlatmak için onlarca haber yapıldı, yapılıyor. Ancak gerçekliği anlatmak için haberlerden yararlanmak, haber yazmak bir yere kadar etkili, sonraki süreçte bu haberler, gündem yoğunluğu ve değişen gündem önceliklerinden, unutulmuş -tüketilmiş haberlere eviriliyor. Bu nedenle, daha uzun erimli bir iş yapmak istedim. Görsel öğeleri güçlü, bir konuya fokuslanmış, ayrıntılara yer veren, bir gerçekliği yaymak amacı ile yola çıktım ve uzun zamandır aklımda olan bu belgeseli yapmak istedim” diyor.

Oce, sahildeki tek Hemşin köyü

Kişisel hikayesinden yola çıktığını dile getiren Evrim, “Çocukluğumdan beri içinde yaşadığım bu toplumu ilk kez dışarıya anlatacaktım. Belgeselin adını alan Okulun Düzi (Okulun Düzü)’nin benim gibi onlarca köy çocuğunun şekillenmesinde etkisi olan bir yer. Oce, sahildeki tek Hemşin köyü imiş, etrafında Laz köyleri var. Halklar arasında bir gerginlik hiç çıkmamış Ocelilerin daha çok kapalı olarak yaşıyor. Köy Hemşin ancak Hemşin dilini bilmezler Hemşince kelimeler günlük yaşantıların da vardır. Ana dillerini maalesef unutmuşlar” diye devam ediyor.

‘Amacım sonraki kuşaklara aktarılması’

Belgeselin yapım aşamasından söz eden Evrim, “Okulun Düzi’nde tuttuk, orada sahneye çıktık, kolektif bir çalışmanın parçası olduk. Bu nedenle benim için kişisel anlamları da var” dedi. Belgeseli yapmaya karar verdikten sonra günlerini haber yazarak, köy içinde röportajlar yaparak geçirdiğini dile getiren Evrim, “Belgesel, Rize’nin Ardeşen ilçesinde bağlı Oce halkının, deniz kıyısını korumak için başlattıkları direniş sonucu ortaya çıkan 20 yıllık bir şenliği ve şenliğin gerçekleştiği Okulun Düzi’ni anlatıyor. Bu şenlik tamamen imece usulü ile düzenleniyor. Bir amacı da Oce Hemşinliler’in gelenek göreneklerinin sonraki kuşaklara aktarılması” diye belirtiyor.

Festivalin hikayesini anlatan Evrim sözlerini şöyle sürdürüyor: “İlk şenlik 1997 yılında gerçekleşmişti. Hali ile teknik açısından çok yetersizlikler vardı. Video çekmek çok zordu. Zaten o yılın görüntülerine ulaşamadım. İlk 3 yıldan sonraki görüntülere ve fotoğraflara ulaştım. Karadeniz’de sahil yolu projesi daha hayata geçmeden önceydi. Çok güzel bir sahilimizi vardı. Deniz ve halk arasında otobanlar yoktu. Böylesi günlerde, Oce ve çevre köylülerin kullandığı bir deniz kıyımız vardı. Halkın kullanımına açıktı. Sonra özel bir şirket geldi. Önce köyde dereye yakın bir yerde arazi satın aldı ve çay fabrikası kurdu. Fabrika köye ekolojik olarak zarar verdi, ancak çok derin zararlardan değildi.”

‘İlk şenlik 1997’de yapıldı’

Şirketin daha sonra Oceliler’in kullandığı deniz kıyısında suni bir alabalık çiftliği ve plaj kurmak istediğini söyleyen Evrim, “Çok iyi hatırlıyorum ilk protestomdu. Ellerimizde, ‘balık havuzunda değil denizde yüzmek istiyoruz” yazılı pankartlarla sahile indik, eylem yaptık. Sonra Oceliler hukuki süreç başlattı, ancak şirket bugün HES yapmak istenilen köylerdeki gibi köyde ayrılıklar çıkarmaya çalıştı. Bu ayrılıkların, huzursuzlukların kısa zamanda sona ermesi için Ankara’da yaşayan bir grup Oce’li, köyde birlik beraberlik ve kardeşlik için bir şenlik düzenlenmesine karar verdi. İlk şenlik 1997’de yapıldı. Yaklaşık 7 gün sürdü” diyor.

Oceliler izin tarihlerini şenliğe göre ayarlıyor

“Aslında biz zaten bu şenliği pratikte yapıyormuşuz ancak adına şenlik demiyormuşuz” diyen Evrim “Mesela Hemşinliler’in ‘Vartevor’ dedikleri bir toplanma hali, şenlik hali vardır. Biraz bunu andırıyor. Bir de yaylara gitmek bizler için önemlidir. Bizim nesil değil, ancak bizden bir önceki kuşak erkenden kalkar bahçe işlerini ve ineklere çobanlık işlerini yapıp öyle okullara giderlermiş. Tabi ki yazları da yaylara. Yaylaya gidişler hep önemlidir. Biz bu şenlikte yayladan gelişi canlandırıyoruz. Yaylacılar köye giriş yaptığında inanılmaz bir alkış oluyor, hatta yaşlı insanlar ağlıyor” ifadelerine yer veriyor.

‘Yeniden ayrı düştüğüm doğa ile buluşmak…’

Ülke gündeminin yoğun bir şekilde kendini hissettirdiği İstanbul’dan sonra Rize’deki durumu değerlendiren Evrim, “Yeniden ayrı düştüğüm doğa ile buluşmak, okumaya yazmaya üretmeye daha çok zamanın kalması elbette keyifliydi. Benim gibi metropollerden göç eden başka insanlarla tanışmak beni daha da güçlendirdi. Ancak, habercilik açısından gündem oralarda dönüyor ve şekilleniyor. Özellikle hak ve özgürlük mücadeleleri oralarda ilerliyor. Haberler de bu nedenle daha görünür, ancak ben de bu dönem buradayım. Kendisini anlayabilen biri olmama rağmen bu döneme dair ne hissettiğimi tarif edemiyorum” diye konuşuyor.