Kafelerde, emek sömürüsü ve cinsiyetçilik had safhada

Şilan Özhan

BATMAN – Emek sömürünün en çok yaşandığı yerlerin başında kafeler geliyor. Garson olarak hizmet sektöründe güvencesiz çalışan kadınlar üstüne üstlük 12 saat boyunca ‘kusursuz’ görünmek zorunda. Kadınlar “Bizi işe çalışmamız için alsınlar, meta olarak kullanmak için değil” diyor.

Kadınlar için iş imkanlarının sınırlı olduğu Batman’da, özellikle okumayan kadınların en yoğun çalıştığı yerler arasında kafeler bulunuyor. Yetkinin genellikle erkeklere verilmesinden rahatsız olduklarını ifade eden kafe çalışanı kadınlar, bu durumun kadınların çok daha fazla çalışması ve ezilmesiyle sonuçlandığını söylüyor. Kafe ortamlarındaki bir diğer problemin ise çalışan kadınların dış görünüşüne verilen önem olduğunu ifade eden kadınlar, kadın bedeninin müşteri çekmek için kullanılma isteğinin kendilerini rahatsız ettiğini kaydediyor.

Müşteri çekmek amacıyla toplumun dayattığı güzellik standartlarına uyan kadınlar dışındaki kilolu, makyaj yapmayan ya da çok zayıf kadınların iş bulmakta zorlandığını söyleyen kafe çalışanları, “Harcadığımız ya da harcayacağımız emeğe değil, fiziğimize bakıyorlar. Mesela bir kadın yüzünde ben olduğu için erkek müşteriyi rahatsız edeceği düşüncesiyle bir kafede işe alınmamıştı. Bunlar çok rahatsız edici detaylar. Biz de erkekler gibi nasıl ve ne kadar çalışacağımızla ilgilenilmesini istiyoruz, dış görünüşümüzle değil. Bizi işe çalışmamız için alsınlar, farklı amaçlar için değil” şeklinde duydukları rahatsızlığı dile getiriyor.

‘Günde 12 saat ‘kusursuz’ olmamızı istiyorlar’

Çalışma saatlerinin çok uzun olduğu kafelerde, bütün çalışma saatleri boyunca kadınların gülmesi ve erkek müşterileri memnun etmesi bekleniyor. Kendilerinin de diğer herkes gibi olumsuzluklar yaşadıklarını ve sorunları olduğunu belirten kafe çalışanı kadınlar, “12 saat boyunca çalışıyoruz ve bu 12 saat boyunca gülmemizi ve güzel görünmemizi istiyorlar. Fakat erkekler için aynı şey geçerli değil. Kafe sahipleri için erkeklerin gülmesine ya da ‘kusursuz’ görünmesine gerek. Ama biz kadınlar için durum aynı değil. Bizden klasik ne olursa olsun erkeği memnun eden, asla somurtmayan, yaşadığı olumsuzlukları dile getirmeyen ve her şeyi alttan alan kadın olmamızı bekliyorlar. Bu şekilde bizim çalışma zorluklarımız ikiye katlanıyor” diyor.

Ailelerin çok fazla baskı kurması üzerine okula gidemeyen kadınlar çalışmak zorunda kalıyor. Ailedeki baskıyı bu sefer çalışma ortamlarında farklı biçimlerde yaşayan kadınlar bastırılmışlığın yarattığı olumsuzluklardan kaynaklı da kafe ortamlarına çabuk adapte oluyor. Yaşatılan baskılar sonucunda beğenilme isteği duyan kadınlar, beğenilme isteğine kapılıyor. Bu durum da kafelerde kadınların metalaştırılması durumunu da daha farklı boyutlara taşıyor.

‘Emeğimizi hiçleştiriyorlar’

Kadınların erkeklere oranla daha az maaş almasının da emeklerini hiçleştirdiğini ifade eden kadınlar, “Biz de en az erkekler kadar, hatta bazen onlardan daha fazla çalışıyoruz. Fakat erkekler bizden daha fazla maaş alıyor. Bu yalnızca kafelerde değil neredeyse tüm iş alanlarında böyle. Biz gün boyu aynı emeği harcadığımız insanlarla aynı maaşı almak istiyoruz. Verdiğimiz emeklerin görmezden gelinmesi de yaşadığımız sıkıntılardan biri” şeklinde ifade ediyor.