Gültan Kışanak’tan kayyım raporu: Yurttaşın yönetime katılma hakkı gasp edildi

Duygu Erol

HABER MERKEZİ – Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kocaeli F Tipi Cezaevi’nden mektup göndererek; kayyımın “2016 Yılı Faaliyet Raporu” hazırlamadığını ve 9 aydır Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclisi ile toplantı almadığını belirtti. Gültan, kayyım ile yurttaşın yönetime katılma hakkının elinden alındığını ve meclisin onaylamadığı bir bütçe ile halkın parasının harcandığını ifade etti.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, 25 Ekim 2016 tarihinde hakkında soruşturma olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı ve 30 Ekim 2016 tarihinde tutuklandı. Tutuklamanın hemen ertesi günü ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine kayyım atandı. Gültan, tutuklu bulunduğu Kocaeli F Tipi Cezaevi’nden mektup göndererek; “Halkın parasının nereye harcadığını denetleyecek bir mekanizma yok; denetlenmeyen, hesap vermeyen, halka sormayan, keyfe keder bir yönetim hüküm sürüyor. Bu durum kayyum atanan tüm belediyeler için geçerli” dedi.

‘Yerel yönetim, seçilmişler vasıtasıyla yürütülür’

“Yurttaş olmanın temel şartı yönetime katılmaktır. Kent-site devletlerinden bu yana temel kriter oy kullanma hakkına sahip olup olmamadır. Oy kullanarak kent yönetimine temsilci seçebilenler ‘yurttaş’, oy kullanma ve temsiliyet hakkından yoksun olanlar, yani yönetime katılamayanlar ‘yurttaş değildir’” diyen Gültan, Türkiye’de kamu yönetiminin “merkezi hükümet” ve “yerel yönetimler” olarak ikiye ayrıldığını hatırlattı. Anayasa’nın 127. Maddesini hatırlatan Gültan, yerel yönetimlerin kamu yönetiminin bir parçası olduğunu ve seçilmişler vasıtasıyla yürütüleceğinin açıkça yazıldığını belirtti.

‘Karar verme yetkisi yurttaşın seçtiği meclisin’

Türkiye’de yurttaşların, yönetime katılma haklarını iki düzeyde kullandığını belirten Gültan, genel seçimlerde oy kullanarak ve temsilcilerini seçerek merkezi yönetime geldiğini, yerel seçimlerde ise yine oy kullanarak ve temsilcilerini seçerek yerel yönetimlere katıldığını belirtti.

Gültan, “Yine yurttaşlar seçtikleri temsilcilerden oluşan meclisler aracılığı ile merkezi ve yerel yönetimleri denetliyorlar. TBMM merkezi hükümeti, belediye ve il genel meclisleri de yerel yönetimleri denetliyorlar. Meclislerin en önemli işlevlerinden biri de kamu kaynağının, yani yurttaşların vergileriyle oluşan bütçenin, hangi harcamalar, işler, projeler için kullanılacağına karar vermektir. Önemli konularda karar verme yetkisi hükümetin -merkezi ya da yerel- değil, meclisindir” dedi.

‘Yurttaşın yönetime katılma hakkı gasp edilmiş durumda’

“Bütün bu izah etmeye çalıştığım mekanizma, varsa ‘demokrasiden’ bahsedilebilir. Eğer yoksa orada demokrasiden ‘şeklen’ bile bahsedilemez. Zira demokrasi, halkın seçimler yoluyla yönetime katıldığı, kamu kaynaklarının nasıl kullanacağına karar verdiği, yöneticileri denetleyebildiği rejimlere deniliyor” diye belirten Gültan, en az 6-7 milyon yurttaşın yaşadığı 84 belediyeye kayyımların atanarak demokrasinin rafa kaldırıldığını ifade etti.

Bu durum yaklaşık bir yıldan beri devam ettiğini ve daha ne kadar devam edeceğinin de belli olmadığını belirten Gültan, “Belediye eşbaşkanları tutuklu, özgürlüğünden yoksun. Ama görüldüğü gibi durum eşbaşkanların görevden alınmasından, tutuklanmasından çok daha vahim. Milyonlarca yurttaşın ‘yönetime katılma hakkı’ gasp edilmiş durumda” diye devam etti.

‘İnsanlar yurttaşlık hakkından yoksun bırakıldı’

Kayyımların icraatlarını, Kürt diline ve kültürüne yönelik olumsuz uygulamalarını ve kadın çalışmalarını yönelik çalışmalarını basından takip ettiklerini aktaran Gültan, bu uygulamaların ret ve inkâr siyasetinin en kaba uygulamaları olduğunu ifade etti. Gültan, “Daha vahim olan ise kayyum atanan kentlerde yaşayan insanların en temel yurttaşlık hakkından yoksun bırakılmasıdır. Durumun daha net anlaşılması için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi üzerinden, Kasım 2016’da kayyum atanmasaydı neler yapılacaktı, neler yapılamadı izah edeyim:

‘Kayyum belediye meclisini toplantıya çağırmadı’

“* 2016 Kasım ayında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi, 20 gün boyunca her gün toplanarak 2017 yılı bütçesini görüşecekti. Halkın seçtiği belediye meclis üyeleri onay vermese, bütçe geçersiz sayılacaktı. Yani bütçeyi bir kişi değil, halkın temsilcileri yapmış olacaktı. 2017 yılı bütçesi meclis tarafından onaylanmadı. Çünkü atanmış kayyum belediye meclisini toplantıya çağırmadı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi tam 9 aydır toplanmıyor, toplanamıyor. Çünkü kayyum atanmasına imkân tanıyan KHK ile kayyumlara, meclisi devre dışı bırakma yetkisi verildi. Meclis onayından geçmeyen bir bütçeye dayanarak 2017 yılında harcama yapılıyor. Bu harcamaların bir yasal dayanağı yoktur.

* 2017 yılı Ocak ayında, yasalar gereğince, belediye meclisi kendi üyeleri arasından bir ‘denetim komisyonu’ seçerek, belediye başkanının ve idari yapının, yani yönetimin, tüm iş ve işlemlerini denetleyecekti. Tespit edilen bir usulsüzlük, kanunlara aykırı bir işlem varsa; savcılığa suç duyurusunda bulunacak, hazırladığı denetim raporunu kamuoyuna sunacaktı. Halk da böylece belediye yönetimine, denetim gücünü göstermiş olacaktı. Yasal olarak yapılmak zorunda olan bu denetim de yapılamadı, yapılmadı. Çünkü kayyum Ocak ayında da meclisi toplantıya çağırmadı

‘Halkla hesap verilmiyor, belediye denetlenemiyor’

* 2017 yılı Nisan ayında, yasalar gereğince belediye başkanı yönetim adına, 2016 yılı faaliyet raporunu meclise sunacaktı. Meclis bu raporu onaylamazsa, yani belediye başkanının çalışmalarını yetersiz görerek faaliyet raporunu reddederse, belediye başkanının başkanlık görevi sona erecekti. Meclis toplanamadığı için 2016 yılı faaliyet raporu mecliste görüşülemedi, yani yönetim meclise hesap vermedi. Ama takip edebildiğim kadar, 2016 yılında bizim yaptığımız çalışmaların sanki kayyum yapmış gibi bol bol reklamının yapıldığını, billboardlar asıldığını görüyoruz.

* 2017 Mayıs ayından itibaren, 2018 yılı bütçe tasa hazırlık çalışmaları başlayacaktı. Halkın ihtiyaç ve önerilerini tespit etmek için halk toplantıları ve formlar yapılacaktı. Kentteki tüm STK’ların, sendikaların, meslek örgütlerinin, kadınların, gençlerin, çocukların, muhtarların, ekoloji hareketinin görüş ve önerilerini almak üzere formlar yapılacaktı. 17 ilçenin tamamında halk toplantıları yapılacaktı. Bu toplantılar aynı zamanda eşbaşkanların, belediye yönetiminin halka hesap verdiği toplantılardır. Kayyum atandığından beri değil halk toplantısı ve bütçeyi halkla birlikte yapmak; personel bile üç aramadan geçerek belediye binasına girebiliyor.”

‘9 aydır Belediye Meclisi toplanmıyor’

9 aydan beri Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi’nin toplanmadığını ve meclisin onaylamadığı bir bütçeye göre halkın parasının harcandığını belirten Gültan, şunları kaydetti:

“Halkın parasının nereye harcadığını denetleyecek bir mekanizma yok; denetlenmeyen, hesap vermeyen, halka sormayan, keyfe keder bir yönetim hüküm sürüyor. Bu durum kayyum atanan tüm belediyeler için geçerli. Üç büyükşehirde, Diyarbakır, Van, Mardin’de ise seçimle iş başına gelmiş hiçbir kurul, yönetim organı yok. Zira Büyükşehir Yasası gereği İl Genel Meclisleri de kapatıldığı için hiçbir seçilmiş organ kalmadı buu kentlerde.”

‘Kürtler yurttaş değil mi!’

Yurttaşlık hakkının altını çizen Gültan, “En temel yurttaşlık hakkı olan yönetime katılma hakkı ortadan kaldırıldı. Bu durumda ‘Kürtler yurttaş değil mi yoksa’ sorusu orta yerde duruyor. Mesele belediye eşbaşkanlarının tutuklanmasından ibaretmiş gibi bir yaklaşım , durumun vahametini gözlerden kaçırıyor. Oysa yaklaşık bir yıldır eşbaşkanlar hakkında uydurulan davalar bahane edilerek belediyelere el konulmuş durumda” dedi.