Girkê Legêli kadınlar hem üretiyor hem de köylerini savunuyor

Ruken Goman

GIRKÊ LEGÊ – Girkê Legêli kadınlar, köyün geçmişinden aldıkları mirasla kadın emeğini görünür kılıyor. Rojava Devrimi ile beraber kendi savunmalarını kendi sağlayan kadınlar, hem emek üretiyor hem de köylerini koruyor.

Girkêlegê’ye bağlı Girêdêra köyü 160 yıl önce kuruldu. Girkê Legê’nin kuzeyinde ve 3 kilometre uzağında yer alan köy ismini köyde bulunan yüzyıllık ağaçlardan alıyor. Bugüne kadar isminin gün yüzüne çıkmadığı köy, tarihi ve doğasıyla insanları büyülüyor. Dağı taşı, ovası, suyu, yüzeyi ve dereleri kendine has güzellikle olan Girêdêra köyün üzerinden ise sistematik bir savaş yürütülüyor. Çok eski bir hikayesi olan köyde emekçi kadınların yaşamlarını dinliyoruz. Girêdêra köyünde ‘Xweliyê lêkin bi bêran, jin çêtirin ji mêran’ (Külleri dökün kürekle kadınlar iyidir erkeklerden) sözleri meşhurdur. Saldırılar yoğunlaştığı zaman erkekler karşılık vermediği için ölürler. Ölmeyenler ise kaçar. Kadınlarda saldırılara karşı ellerini kollarını bağlamayıp kendilerini savunarak köylerini kurtarırlar. Kadınlar o dönem nasıl mücadele edip köylerini kurtardıysa bugün de aynı şekilde köylerini savunuyor.

Rojav Devrimi’nin etkisi

Köy sakinlerinden olan Edla Omer, köy yaşamına ve kadın emeğine dikkat çekerek, “Bu köyde, kadın emeği ile tanınıyor. Köyün kadınları sabahın erken saatlerinden itibaren beraber iş yapmaya koyuluyor. Hayvanlarını yaylalara götürüyor. Tandırda ekmeklerini pişiriyor. Öte yandan kendimizi örgütlüyoruz. Rojava Devrimi’nin ardından kadınlar artık ileri bir aşmaya geldi. Her alanda kendilerini geliştiriyor. Köylerde de bir düzen kuruldu. Kadınlar artık kendi toprağını ve köyünü koruyor. Her alanda iradesini gösteriyor. Her zaman topraklarımızın üstünde yaşayıp koruyacağız” diyor.

Hem çalışıyor hem örgütleniyor

Kendi yaşamı ve gündelik işlerinden bahseden Edla, “Sabahın erken saatlerinde hayvanlarımı yaylaya götürüyorum, ardından tarlama gidip tarlamı suluyorum. Tarladan sebzelerimi topluyorum. Öğle saatlerinde dönüp yemek yapıyorum. Keçilerimi dinlendiriyorum. Sonra da kendimi örgütlemek, geliştirmek için eğitim, savunma dersleri ve toplantıya gidiyorum. Köyümü çok seviyorum. Ömrümün sonuna kadar bu köyde yaşayacağım” diye ekliyor.

‘Emek vermeye alışmışız’

Bir diğer köy sakini olan Cîhan Abdîl Qadir ise sabahı erken saatlerinde güne başladığını belirterek, şöyle konuşuyor: “Biz emek vermeye çalışmaya alışmışız. Çalışmadan duramıyoruz. Çalışınca emek verdiğimizi ve bir şeyler yaptığımızı fark ediyoruz. Tarlamdan topladığım sebzelerimi toplayıp satıyorum. Havaların sıcak olmasından dolayı da bayağı zorlanıyoruz.”

Köyde yaşayan kadınlardan Mûslîma Mohemed de her gün hayvanlarını sağarak güne başladığını söylüyor: “Ardından sütümü yoğurt, peynir yapıyorum. Hem aileme yapıyorum hem de satıyorum. Kadın elinden çıkan her iş çok temiz. Erkekler hayvanlara bakmakla meşgul olmuyor kadının işi olarak görülüyor.”