Ekin Wan’ı hatırlamak ya da erkek-devletin çıplak yüzünün teşhiri

İSTANBUL – Kadınların eşit ve özgür bir yaşama sahip olması gerektiğine inanan Ekin Wan (Kevser Eltürk) yüzünü döndüğü kadın özgürlük mücadelesinde ‘direnişin çıplak hali’ olarak kök saldı. Ekin’in erkek-devletin ‘çıplak yüzünü’ ortaya çıkarmasının ardından iki sene geçti. Ekin’in kadınlara vasiyeti ise hala kulaklarda: “Kadınlara kim el kaldırıyorsa o eli kırın.”

Muş’un Varto kırsalında çatışmada yaşamını yitiren Ekin Wan’ı (Kevser Eltürk) cenazesine uygulanan işkence ve bunun medyada teşhir edilmesiyle tanıdık. Peki ya neydi cansız bir bedenin maruz bırakıldığı bu işkence, en önemlisi Ekin kimdi? Kız kardeşi Gülistan Eltürk için asla erkeklere boyun eğmeyen bir kadın olan Ekin, annesi Delal Eltürk için ise kendisinin onuru devletin ayıbıydı. Mücadele arkadaşlarından Armanc Sarya için sistemin dar kalıplarını kıran devrimci kişilik, yüreği kadın özgürlük mücadelesiyle atan herkes için ‘direnişin çıplak haliydi’. Ailesinin “nazlı” büyüttüğü evin en küçük çocuğuydu, eril zihniyete, ataerkil topluma başkaldıran kadındı. JINHA’nın kamuoyuna taşıdığı Ekin, erkek devlet zihniyetini ve vahşetini çıplak bedeniyle teşhir etmişti.

‘Fedakârlığı ve kadın özgürlüğüne verdiği önem ile tanınırdı’

1986 yılında Van’ın Çaldıran ilçesinin Sarıçimen (Navre) köyünde dünyaya gelen Ekin, ailesi ve çevresi tarafından fedakârlığı ve kadın özgürlüğüne verdiği önem ile tanınırdı. Ekin henüz bebekken köyden ayrılarak Van merkezine taşınan ailesi hala burada yaşıyor. Ekin ise 20 yaşında yani 2008 yılında YJA-Star’a katıldı. 10 Ağustos 2015 tarihinde de Muş’un Varto ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitirdi. Ekin, ailesi ve çevresindekilerle toplumsal cinsiyet üzerine sık sık tartışmalar yapan Ekin, kadın özgürlükçü düşünce modelini çevresine tanıtmak için çabalayan bir kadındı.

‘Bir Ekin ölür, bin Ekin kalkar’

Ekin’in bedeninin teşhir edilmesi sonrası konuşan annesi Delal, “Ekin Wan’ın annesi olduğum için gururluyum. Kızım her zaman çok cesurdu. Devletin kadın bedenini teşhir etmesi onların ayıbı, bizim başımız dik. Kadın bedenini çıplak şekilde teşhir ederek bizi alçalttıklarını sanıyorlar ama tam tersi bizim başımız diktir. Bu vahşeti uygulayanlar kadınları korkutmaya çalışıyor. Ama tam tersi tüm kadınları ayaklandıracaklar. Bir kadın düşer, bin kadın kalkar. Bir Ekin ölür, bin Ekin kalkar” ifadelerini kullanmıştı.

‘Pasif edilgen değil, kendine güvenen bir Serhat kadını’

Kız kardeşi Gülistan ise Ekin’i anlatırken “Ekin erkeklere asla boyun eğmezdi. En çok da kadınların özgür olmasını isterdi. Kadınlara yapılan haksızlıklar karşısında sessiz kalamaz tepki gösterirdi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğü için söyledikleri ve yazdıklarını okurdu. Kadın özgürlüğü konusunda kendini geliştirmeye çalışıyordu, aynı zamanda bizlerle de tartışmalar yürüterek bizleri de bilinçlendirmeyi amaçlıyordu. Şehit düşmeden önce onu son ziyaret edişimizde ‘Kadınlara kim el kaldırıyorsa o eli kırın’ diyordu” sözlerini kullanmıştı.

‘Ekin Wan’ın çıplak bedeni onurumuzdur’

Ekin’in ailesi ve arkadaşları her fırsatta teşhir zihniyetinin bir devlet politikası olduğunu vurgularken kadın örgütleri de o günlerde bu vahşete sessiz kalmıyordu. Ekin’e yapılanlar Rojava’dan Avrupa’dan ve Türkiye’den kadınların çığlığına karışmıştı. Her alanda eyleme çıkan kadınlar mücadeleyi büyütme sözünü yineliyordu. Yine o dönem eylemselliğini yükselten KJA “Ekin Wan’ın çıplak bedeni onurumuzdur” diyerek tüm dünya kadınlarına vahşete karşı sessiz kalmama çağrısında bulunuyordu. YJA Star ise cenazeye yapılan işkencenin insanı ve ahlaki hiçbir ölçüye sığmadığını belirterek “kadın gerillamıza karşı işlenen bu suçun hesabının sorulacağı bilinmelidir” dedi. Muş Valiliği olaya ilişkin suçu kabul ederken uluslararası pek çok hak savunucusundan ‘savaş suçu’ tepkisi geldi. Ardından İHD olay yerine giderek bir rapor hazırladı.

Savaşın ‘cinsiyetlendirilmiş’ hali

Çatışma ortamının şiddetlenmesiyle birlikte savaşın ‘cinsiyetlendirilmiş’ hali daha da gün yüzüne çıkıyordu. Ekin’den sonra Saime Avşin (Avaşin Gabar) benzer bir şekilde işkence ile teşhir edildi. Ardından insanlığın yakıldığı Cizre bodrumları döneminde askerler öldürdükleri kadınların işkence edilmiş çıplak fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı. Özyönetim alanlarında sokaklara özel harekat polislerinin cinsiyetçi yazılamaları eklenirken evlerdeki kadın fotoğrafları düşmanca hedef alınarak parçalandı. Bununla da kalmayan erkek devlet şiddeti kendisini Sur’un tahliye görüntüleri olarak hatırlanan karelerde tekrar hatırlattı. Bombaların altından çıkmaya çalışan kadın ve çocukların bedenleri medya aracılığıyla teşhir edildi. Bu konuya dair çalışmalar yürüten Antropolog Veena Das tüm savaşların ancak özellikle iç savaşların kadın bedeni üzerinde gerçekleştiğini belirtiyor. Kürdistan’da ise son yıllarda bunu en ‘çıplak’ haliyle yaşıyor.

‘Aynı toprakta tohum olup birlikte yeşerdi’

Ekin’in bedeninin teşhir edilmesi üzerine pek çok kadın olduğu yerde ayağa kalktı. Onun çıplak bedeniyle farklı kimlikler ve sözler aynı toprakta tohum olup birlikte yeşerdi. Ekin son yolculuğuna kadınların omuzlarında ‘Şehid namırın’ sloganlarıyla ve zılgıtlarla uğurlandı. Erkek devlet Ekin’i teşhir etmek isterken, Ekin yol kenarında yatan çıplak bedeniyle onların vahşetini tüm dünyaya teşhir etti. Şimdi ise Ekin’leşen yürekler Kürdistan’ın dağlarında, derelerinde, köylerinde ve kentlerinde kadın özgürlük mücadelesine omuz vermeye devam ediyor.