‘Dönemin yöneticileri infazın koruyucusu olmayı seçti’

ANKARA- Diyadin ilçesinde 2 yıl önce bugün infaz edilen Muhammet Aydemir ve Orhan Taşdemir’in infazına ilişkin yazılı açıklama yayınlayan HDP’li Dirayet Dilan Taşdemir, iki çocuğun infazında yetkililerin, bütün hukuksuzluklarına rağmen devleti kollama refleksini tekrar ettiğini söyledi.

Ağrı’nın Diyadin (Giyadîn) ilçesinde 12 Ağustos 2015 tarihinde fırında çalışan Orhan Aslan ve Muhammet Aydemir’in, dosyasında bir arpa yol alınmadı. 2 yıldır tek bir kişinin katliamdan kaynaklı yargılanmadığını hatırlatan HDP Kadın Meclisi ve Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Dönemin yetkililerinin çocukların ‘örgüt üyesi’ olduğuna ve çatışmada öldürüldüğüne hüküm verdiğini belirten Dilan, devletin infazın koruyucusu olmayı seçtiğini kaydetti.

‘Garabetin nişanını takabilirler’

Diyadin çocuklarının, devletin enkazı altında can vermiş yüzlerce çocuğun hafızasıyla buluştuğuna dikkat çeken Dilan, bu hafızanın Türkiye’yi ‘ölü çocuklar ülkesi’ne dönüştüren AKP’den hesap sorduğuna dikkat çekti. Dilan, “HDP olarak, Türkiye’de insanlığın, adaletin, geleceğin takipçisi olan tüm insan hakları savunucularıyla birlikte, bu topraklarda adaletin gerçek temsilcisi olmaya devam edeceğiz. İnfazları cezasızlıkla ödüllendirenler, çocukların canını devlet oyunlarıyla değersizleştirenler adalet ve kalkınmanın değil, ancak garabetin nişanını takınabilirler” dedi.

‘İnfazlara zırh olacak kullanışlı memurlar üretiliyor’

İki çocuğun infazında yetkililerin, bütün hukuksuzluklarına rağmen devleti kollama refleksini tekrar ettiğini söyleyen Dilan, “Devleti bir infaz makinesine dönüştüren bu refleks, infazlara zırh olacak kullanışlı memurlar üretme işlevi görüyor. Nitekim, bu açıklamalarda imzası olan ve olayın soruşturulması için izin vermeyen dönemin valisi Musa Işın da, ‘vadesi dolunca’ son kararnameyle merkeze çekildi” ifadelerini kullandı.

‘3’üncü yılında tek kişi bile yargılanmadı’

Dilan, geçtiğimiz günlerde Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin, Valiliğin verdiği kararı reddederek soruşturma açılmasına karar verdiğini, bu olumlu gelişme nedeniyle çocukların aileleri başta olmak üzere Ağrı halkının, insan hakları savunucuları nezdinde yeşeren umudu önemsediklerini söyledi. Dilan, “Katliam 3’ncü yıla girerken henüz tek bir kişinin bile yargılanmamış olmasının Türkiye’nin hafızasında bir cezasızlık düğümü olarak kaldığını da hatırlatmak istiyoruz. Pek çok olayda kamu davasının dahi açılmamış olması cezasızlığın genel bir adli ve idari pratik olduğunu gösteriyor. Türkiye’de toplum, yargıdan parlamentoya, iktidarı gerçekleştirdiği eylemlerden ötürü sorgulayabileceği tüm araçlardan mahrum bırakılıyor. Bu alanda izleme yapabilecek vakıf ve dernekler kapatılıyor” diye kaydetti.

‘Talimattan sonra Amed’de 5 çocuk öldürüldü’

2006 yılında “çocuk da olsa kadın da olsa vurun” talimatının ardından Mart ayında Diyarbakır’da 5 çocuğun katledildiğini vurguladığı açıklamada, Mahsun Mızrak davasında da delillerin imha edildiğini vurguladı. Dilan, yazılı açıklamayı şöyle sürdürdü: “Enes Ata’yı öldüren fişeğin kaybedilmesine takipsizlik kararı verildi. AHİM Türkiye’yi bu katliamlardan dolayı tazminata mahkum etti ama devlet “tazminatımı öder ihlallere de devam ederim” zihniyetinden vazgeçmedi. Cizre’de panzerin altında kalan Yahya Menekşe dosyasına soruşturma izni verilmedi.”

‘Adalet istiyoruz’

Bu çocukların, Kürt sorunu konusunda devletin gösterdiği çözümsüzlük ısrarının bir yönüyle çocuk infazına dönüştüğünün ispatı olduğunu kaydeden Dilan, şunların altını çizdi:

“İşte bu yüzden ‘Diyadin Çocukları’, Devletin enkazı altında can vermiş yüzlerce çocuğun hafızasıyla buluşuyor ve bu hafıza, Türkiye’yi , ‘ölü çocuklar ülkesine dönüştüren AKP’den hesap soruyor. Orhan Aslan’ın annesi Behice Aslan’ın sözleri her birimizin kursağında biriken isyanın özeti olarak kulaklarımızda çınlıyor: ‘adalet istiyoruz.’ HDP olarak, Türkiye’de insanlığın, adaletin, geleceğin takipçisi olan tüm insan hakları savunucularıyla birlikte, bu topraklarda adaletin gerçek temsilcisi olmaya devam edeceğiz. İnfazları cezasızlıkla ödüllendirenler, çocukların canını devlet oyunlarıyla değersizleştirenler; Adalet ve Kalkınmanın değil, ancak garabetin nişanını takınabilirler.”