Dicle Nehri kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya

Piroz Zırığ

ŞIRNAK- ÇED raporları gözetilmeden ruhsat verilen ve daha sonrada denetlenmeyen kum ocakları, barajlar ve HES’ler Dicle Nehri’ne büyük zararlar veriyor. Prof. Dr Beyza Üstün doğa katliamına dikkat çekerek, nehrin eski haline gelmesi için baraj ve HES’lerin biran önce işlevsiz hale getirilerek kapaklarının açılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin en önemli su kaynaklarından biri olan Dicle Nehri kum ocakları, barajlar ve HES’lerin çalışmaya başlamasıyla artık son demlerini yaşıyor. Bölgede yazların sıcak geçmesi nedeniyle debisi düşen nehir birde insan eliyle yok ediliyor. Üzerinde kurulu barajların kontrolsüz bir şekilde su depolaması nedeniyle nehirde yaşanan kuraklık gözle görünecek şekilde arttı. Dicle Nehri üzerinde bir yığın baraj olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Beyza Üstün, suyun şirketler tarafından tutulduğunu ve nehrin üzerindeki barajlara bakıldığında kuraklığın gözle anlaşılacağını söyledi.

Barajları yapan şirketlerin akarsuları koruma kanuna uymadıklarını ifade eden Beyza, Dicle Vadisinin şirketlerin bırakacağı yüzde 10-15 oranındaki suya değil Dicle’nin tüm suyuna ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

‘Nehrin yatağı değiştirildi’

Beyza, bir taraftan barajlar ve kum ocakları eliyle talan edilen Dicle nehrinin diğer taraftan DSİ ve kayyım atanan Cizre Belediyesi eliyle talan edildiğine dikkat çekti. Nehir yatağını korumak için önlem alması gereken DSİ’nin bunun yerine Dicle Nehri kenarında belediye ile birlikte yaptığı parklar için nehrin yatağını değiştirdiğine değinen Beyza, DSİ’nin bununla da yetinmeyip nehrin ortasında bir set oluşturduğunu vurguladı. Yetkililerin kanun ve yasa tanımadan su kıyımı gerçekleştirdiğini ifade eden Beyza, ekosistemin dengesinin bozulduğuna dikkat çekti. Beyza, yapılan doğa talanının hukuki bir dayanağı olmadığını dile getirerek, nehrin kullanım hakkının sadece orada yaşayan halka ait olduğunu, halkın da suyu kendilerinin ve o bölgede yaşayan hayvanların içme suyu ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabileceğini ifade etti.

‘İş makineleri canlıları hayatına zarar veriyor’

Kum ocaklarının nehirde yarattığı tahribata da dikkat çeken Beyza, “Kum ocaklarını genelde boş olan dere yataklarına kurulur. Ancak iş makineleri ile o bölge derinleştiriliyor. Böylelikle nehrin tabanına zarar veriyorlar. İş makinelerin çalışmasından nehir içinde yaşayan hayvanlarda zarar görüyor” diye konuştu. Akarsulara barajlar eliyle yapılan tahribatın Cizre’de kuraklık olarak görüldüğünü söyleyen Beyza, ilerleyen zamanlarda bu durumu başkaları tarafından başka şekilde göreceğini ifade etti. Beyza, doğanın tahribatına karşı yapılacak tek şeyin devletin biran önce şirketlerle yaptığı sözleşmeleri feshederek, suyun özgürce akmasına izin vermek olduğunu vurguladı.