Cumartesi Anneleri: Siz kimin savcısısınız 

İSTANBUL – Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eyleminde 1992’de kaybedilen Mehmet Ertak’ın akıbeti soruldu. 22 yıldır gözaltında kaybedilen oğlu Murat Yıldız için mücadele eden Hanife Yıldız, yaptığı bir konuşma nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında savcılığa ifade vermeye gittiğini ve savcının oğlundan ‘sözde kayıp’ diye bahsettiğini belirterek, “Adaletiniz adil olsun, geç kalmışız deyip kayıp edilmiş bunca insanın ailesinden özür dileyin,  ama ben anladım sizin kimin savcısı olduğunuzu. Ben de o ‘sözde’ lafınızı size iade ediyorum” dedi.

Cumartesi Anneleri kayıplarının akıbetini sormak için 647’inci haftada Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. ”Failler belli, katiller nerede?” pankartının açıldığı eylemde bu hafta 20 ağustos 1992’de kaybedilen ve kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Ertak’ın akıbeti soruldu. Eylemde ilk sözü, 8 Temmuz günü Galatasaray Meydanı’nda yaptığı bir konuşma nedeni ile Beyoğlu savcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatılan Cumartesi Annesi Hanife Yıldız aldı.

‘Kayıp yakınları sözde oturuyurmuş’

Hanife ifadeye çağırıldığında savcının, oğlu Murat Yıldız için “sözde kayıp”  diye bahsetmesine tepki gösterdi: “Sözde lafının bir anneye ne kadar dokunduğunu hepiniz biliyorsunuz, bu sadece bana söylenmiş bir laf değil herkes için söyleniyor. Artık önüne gelene ‘sözde’ diyorlar, ‘sözde basın’, ‘sözde avukat’ ‘sözde öğretmen’ demek ki biz de 22 yıldır burada kayıp yakınları olarak sözde oturuyormuşuz.” Hanife,  “Savcı bey sonunda beni duymuş, duyar duymaz da bana soruşturma açmış” diyerek yıllardır sesinin duyulmamasını eleştirdi. Hanife “Ben yıllardır, feryat figan dağ taş inlettim, adliye saraylarını inlettim, yavrum nerede, ne yaptınız diye haykırırken yalan üstüne yalan, ne kadar suç varsa yüklediniz, bu mu adalet. Şimdi de sıra bana geldi” dedi.

‘O ‘sözde’ lafınızı size iade ediyorum’

Hanife soruşturmayı kendisine değil oğlunu kaybedenlere açılması gerektiğini belirterek “Adaletiniz adil olsun, geç kalmışız deyip kayıp edilmiş bunca insanın ailesinden özür dileyin,  ama  ben anladım sizin kimin savcısı olduğunuzu. Ben de o ‘sözde’ lafınızı size iade ediyorum. Susmadım susmayacağım, son nefesime kadar da bu adaletsizliği her yerde haykıracağım, kendime adaletli savcı bulacağım savcı bey” ifadelerini kullandı. Bu haftaki basın açıklamasını yapan Yeter İşler, her Cumartesi günü bu meydana hakikat, yüzleşme ve adalet diyerek çıktıklarını kaydederek “Biliyoruz ki devlet hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bizim taleplerimizi önceliği yapmadığı sürece hakikat ve adalet talebimiz karşılıksız kalmaya devam edecek” sözlerini kullandı. Taleplerini haykırmaya devam edeceklerini ifade eden Yeter, bu hafta da Mehmet Ertak’ın iktidardan iktidara cezasızlıkla devreden dosyasını hatırlatmak ve “Çeyrek asırlık ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz, Mehmet Ertak’ı kaybedenlerden davacıyız!” demek için buluştuklarını söyledi.

Yeter, Mehmet’in kaybedilişini şöyle anlattı: “Şırnak’a bağlı Rezuk Mezrasında yaşayan 32 yaşındaki 4 çocuk babası Mehmet Erzak, bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalışıyordu, Kardeşi dağa gittiği İşin tüm aile yoğun baskı ve tehdit altındaydı. Mehmet Ertak daha önce 2 kez gözaltına ağır işkence gördü. 20 Ağustos 1992’de aynı yerde çalıştıkları 3 akrabasıyla birlikte işten eve dönmemek üzere yola çıktı. Bindikleri araç kontrol noktasında resmi giyimli polislerce durduruldu. Kimlik kontrolü sonrasında Mehmet Enak gözaltına alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. 3 kişi Mehmet Ertak’ı gözaltına alındığına, 6 kişi de gözaltında işkencede gördüğüne tanıklık etti.”

‘AİHM Türkiye’yi mahkum etti’

Ailenin yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını söyleyen Yeter, şu şekilde devam etti: “Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığı inkâr edildi. Şırnak Emniyet Müdürlüğü emrinde ‘sorgu elemanı’ olarak çalışan Jitem personeli Murat İpek, 1997 yılında yaptığı itiraflarında; ‘Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ve Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdük’ dedi. İç hukukta sonuç alamayan dosyayı Avukat Tahir Elçi Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’ne taşıdı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Mehmet Ertak’ın gözaltında ölümünden ve bedeninin kaybedilmesinden hükümetin sorumlu olduğu ve buna devlet yetkililerinin neden olduğu sonucuna vararak Türkiye’yi oy birliği ile mahkûm etti.”

Yeter son olarak,  “Mehmet Ertak’ın akıbetini 25 yıldır karanlıkta bırakanlardan ve onu kaybedenlerden davacı olmaya devam edeceğiz. Bu davanın avukatı Tahir Elçi de Mehmet Ertak gibi katledildi ve 91 haftadır dosyasında hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Mehmet Ertak ve Tahir Elçi için adalet İstemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.