Çocukları ‘ajanlaştırma’ politikası: Eren’in ölümünde sorumluluk devletin

Habibe Eren

ANKARA – Maçka’da Eren Bülbül’ün ‘keşif’ yapılması amacıyla çatışmalı ortama götürülmesi, çocukların savaşlarda kullanılmasını ve ‘ajanlaştırılmasını’ tekrar gündeme getirdi. Eren’in ölümünde devletin sorumluluğunu işaret eden İHD’den avukat Saliha Şahin de, “Eren’in hayatını kaybetmesinin tek nedeni de devletin o alana götürmesidir” dedi.

Trabzon’un Maçka ilçesinde geçen günlerde çıkan çatışmada Eren Bülbül yaşamını yitirdi. 15 yaşındaki bir çocuğun askerler tarafından çatışmalı bir ortama sürüklenmesine yönelik başta tepkiler büyürken, Eren’in hayatını kaybetmesinde sorumluluğu bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve AKP hükümetinden yana bir özeleştiri de henüz gelmedi. Ailesi ise Eren’in kendilerinden habersizce götürüldüğüne ve kullandığına dikkat çekerek, sorumluların ihmali olduğunu vurguladı.

Çocuklar savaşta kullanılıyor, ajanlaştırılıyor

2015 yılından itibaren başlayan çatışmalı süreçte onlarca çocuk yaşamını yitirdi, bir çoğu da sakat kaldı. Çocuklar, başta yaşam hakkı olmak üzere, barınma, sağlık ve eğitim gibi haklarından mahrum bırakılırken geri dönülmez tahribatlar oluşturuldu. Trabzon Maçka’da yaşanan çatışmanın ardından 15 yaşındaki Eren Bülbül’ün yaşamını yitirmesi de çocukların savaşlarda kullanılmasını ve ‘ajanlaştırılmasını’ tekrar gündeme getirdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) avukatlarından Saliha Şahin de, Eren’in çatışmalı ortama götürülerek yaşamını yitirmesine neden olan süreci Gazete Şûjin’a değerlendirdi.

‘Yaşam ve beden hakkı ihlal edildi’

‘15 yaşındaki bir çocuğu öldürdüler’ söylemi üzerinden iktidarın bir politika yarattığına ve kendi sorumluluğunu göz ardı ettiğine dikkat çeken Saliha, “Orada sorgulanması gereken, bu şekilde silah sesinin geldiği bir çatışma ortamına bir çocuğun keşif yaptırma amacıyla götürülüyor olması. Bu direkt çocuğun yaşam ve beden hakkını ihlali anlamına geliyor” dedi.

‘Berkin gibi Eren’in de ölüm sebebi devlet’

Sonrasında medyada ‘Berkin Elvan’a sahip çıkıldı, Eren’e sahip çıkılmadı ’ haberleri üzerinden bir karşılaştırma yapıldığını söyleyen Saliha, “Hayır biz bütün çocuklara sahip çıkıyoruz. Çocukların yaşamı değerli ve korunması gereken bir yerde. Bunu da devletin sağlaması gerekiyor. Berkin Elvan nasıl devlet tarafından katledildiyse, aslında Eren’in hayatını kaybetmesinin tek nedeni de devletin burada yapmış olduğu işlem ve çocuğu o alana götürmesidir. Burada ciddi bir hak ihlali var” diye vurguladı.

‘Çocukların ajanlaştırılması arttı’

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra devlet politikasının değişmesiyle beraber çok fazla sivil yurttaşın ve çocuğun yaşamını yitirdiğini hatırlatan Saliha, bununla beraber ihbarlaştırma ve ajanlaştırma faaliyetlerinde de artış yaşandığını kaydetti. En son referandum sürecinde Ankara özelinde yaşı küçük olan çocukların polis tarafından kaçırılmasına çok fazla tanıklık ettiklerini ifade eden Saliha, şöyle konuştu:

‘Çocuğun o alana götürülmemesi gerekiyordu’

“İHD’ye çok fazla başvuru geldi, bu aslında bir politikadır. Savaş sürecinin yaşattığı ve o süreçte insan hakları ve çocuk haklarının tamamıyla yok sayıldığı bir dönem. Bir taraftan devamlı uzatılan bir OHAL süreci içindeyiz. Maalesef bu süreçte en fazla zararı gören çocuklar oluyor. Normalde o çocuğun hiçbir şekilde o alana götürülmemesi gerekiyor. Hatta o alandaysa korunaklı bir şekilde oradan uzaklaştırılması gerekiyor. Bu saflaştırmanın ya da kutuplaştırmanın bir parçası olarak görülüyor çocuklar.”

Saliha son olarak, çocukları bu sürecin dışında tutmak gerektiğini, ancak Türkiye’de bu güvenli ortamın sağlanamadığını belirtti.