Apartman yöneticisi tarafından istismara maruz bırakılan çocuk anlatıyor…

“Birileri öğrendikçe her gün uyurken birden kaldırılıp birilerinin karşısına geçirilip teker teker anlattım yaşadıklarımı. Her anlattığımda da tekrar yaşadım…”

Öncelikle bunu yaşayan ilk insan ben değilim, son olmayacağımı da biliyorum. On bir yaşında bir kız çocuğuydum tacize uğradığım ilk zamanlar tabi ben bunları yaşarken bunun bir taciz olduğunu anlayamamıştım. Tacize uğradığımı anladığım zaman o insanı gördüğümde içten içe nefret ediyordum. Bu dört yıl boyunca o adam tarafından tacize uğradım bunun son iki yılı ise o adamdan kaçarak yaşadım. Yani anlayacağınız bir sapıkla yaşamanın ne demek olduğunu biliyorum. İnsanlara bunu uzunca bir süre anlatamadım, toplumsal olarak dışlanmaktan korktum; insanların bana kötü gözle bakmasını istemediğim için anlatamadım. Bir de şöyle bir nedenim vardı; benim de ailem çoğu aile gibi muhafazakâr insanlar, başlarını belaya sokmaları ve ailemi kaybetme korkusu sarmıştı içimi. Sonra bir gün ablam oturduğumuz apartmandaki amca olarak gördüğümüz birine olayları anlattı sonra bunu ailem öğrendi.

Birileri öğrendikçe her gün uyurken birden kaldırılıp birilerinin karşısına geçirilip teker teker anlattım yaşadıklarımı. Her anlattığımda da teker teker o korkulu dakikaları tekrar yaşadım. Sonra şikayette bulundum, aynı apartmanda yaşadığım için iki hafta kadar evimde kalamadım, tacizciye ilk önce ev hapsi verildi sonra ise hapse girdi. Tabi bu süreçte yaşadığım apartmandaki komşularım “Belki dedesi olarak sevmiştir” gibi tepkilerde bulundular ve tacizi meşrulaştırmaya çalıştırdılar. Söylendiği kadar kolay değildi hiç bir şey benim için, bir gün bu adamın hâlâ göl manzaralı evinde normal yaşantısına devam ettiğini fark ettim. O an ölmek istedim tacize uğrayan bendim, toplum tarafından dışlanan, suçlanan da bendim, onun ailesi tarafında psikolojik şiddete de maruz kalan da bendim. Bir kutu ilaçla terk etmeyi denedim dünyayı, tabi beceremedim ve hastaneye kaldırıldım, hastanede öğrendim ki babam benim ilaç içtiğimi öğrenince kalp krizi geçirmiş. O an ölmemem gerektiğini fark ettim. SUÇLU ben değildim, benim yıllarca uykusuz geçirdiğim gecelerimin hesabını vermesi gerekiyordu, göl manzaralı evinde tatil yapmak yerine. Şu an tacizciye tekrardan ev hapsi verildi. Hapisten çıktığında evimin önünde koyun kesilerek kutlandı benim uykusuz gecelerim. O adamın tansiyon hastası olması devlet nazarında suçunu meşru kılıyordu.

Bir gün apartmanda ki arkadaşımın evinden çıkarken tacizcinin oğlu cinsiyetçi küfürlerin hepsini bana ve arkadaşlarıma söylemeye başladı. Bir de yetmezmiş gibi üzerimize yürüdü, biz eve girip hemen kapıyı kilitledik ve kapıyı tekmeleyip bize hakaretler yağdırırdı, sözlü olarak cinsel anlamda hepimizi tehdit etti. Onun gözünde suçlu olan bendim. Her şeye rağmen susmam gerekiyordu. Ama ben susmayacağım. Beni hiç tanımayan insanlar benim yanımdaydı bu beni güçlendiriyordu. Tacizci Kuran okuduğu için tacizci olmuyor ama ben çalıştığım ve eve geç geldiğim için hayat kadını oluyordum insanların gözünde. Hâlbuki bir kafede garsonluk yaptığım için eve geç geliyordum. İşte bunlar yüzünden yıllarca kendi ailem dâhil hiç kimseye anlatmadım olanları, çünkü az çok böyle şeyler olacağını tahmin ediyordum. Babam yirmi yıldır oturduğumuz apartmanda, apartman görevlisi olarak çalışıyordu, insanlar benim yaşadığım bu olayı öğrendiğinde babamı işten çıkartmaya çalıştılar. İnsanların vicdanı olduğunu sanmıyorum. Ben on beş yaşında babamın işini, ablamın eğitim durumunu, kardeşimin ve annemin psikolojik durumunu kurtarmak için de mücadele veriyorum. Yoruldum ama yolun başındayım, herkese ve her şeye rağmen pes etmeyeceğim…

*Bu yazı ilk Ekmek ve Gül’de yayınlanmıştır.