Sağırlaşan yüreklere seslenen Kürt kadın hakikati: Şilan Aras

İSTANBUL – İntihar kılıfı giydirilmiş kadın cinayetlerini araştırmak için İran’a giden Gazeteci Ayfer Serçe’nin (Şilan Aras) rejim güçleri tarafından katledilmesinin üzerinden 11 yıl geçti. Şilan’ın mücadelesini pratikleriyle, sesleriyle, iradeleriyle ve renkleriyle ortaya koyan yoldaşları ise onun en büyük hayali olan kadın haber ajansı mirasını kökleştirmeye devam ediyor.

Özgür basın geleneğinde işine olan tutkusu ve hakikate olan inancıyla sembolleşen Şilan Aras ‘Bir kadın ajansımız olmalıydı’ sözleriyle Dünya’nın ilk kadın haber ajansı’nın fikir tohumlarını Mezopotamya’ya ekti. Şilan’ın hayali olan JINHA görünmeyen emeğin sesi, Kürt kadın mücadelesinin aynası ve tüm dünya kadınlarının özneleştiği bir alan haline geldi. Onun açtığı yolda fikirlerini kendisine ışık olarak belirleyen kadınlar devraldıkları bu mirası özgünleştirerek geliştirmeye devam ediyor. Yaşamının büyük bir bölümünü kalemini ve kamerasını kullanarak geçiren Şilan, mesleğine karşı öz disiplin ve sevgiyle bağlıydı. Mesleğine duyduğu bağlılık onu, Güney Kürdistan’a, Ermenistan’a, ardından ise Irak ve Rojhilat’a kadar götürdü. Urmiye ve Mahabat kentlerinde artan kadın intiharlarını derinlemesine araştırmak için gittiği Rojhilat’ta İran rejim güçleri tarafından pusu kurularak katledildi.

İntihara sürüklenen kadınların izinde bir gazeteci

Urfa’nın Viranşehir ilçesinde 1974 yılında dünyaya gelen Şilan, lise yıllarında Karacadağ adlı radyoda sunucu olarak çalıştı. Çukurova Üniversitesi İşletme bölümünde öğrenci olan Şilan, iki yıl okuduktan sonra 1998 yılında, Kürt kadın mücadelesinde aktif yer edinir. Uzun yıllar özgür basında çalışan Şilan, 2000’li yılların başlarında Mezopotamya Haber Ajansı’nda (MHA) çalışmaya başlar. MHA’nın 2005 yılında kapanmasının ardından aynı yıl yayın hayatına başlayan Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) Ermenistan muhabirliğini yapar. Daha sonra Federal Kürdistan Bölgesi’ne geçen Şilan, Rojhilat’ın Urmiye ve Mahabat kentlerinde artan kadın intiharlarını araştırmak amacıyla bölgeye giderek 3 hafta kalır.

‘Aşkın tanrıçaların ruhuyla doğan JINHA’

Yaşama hakkını sonuna kadar savunan Şilan için kadınların hayatlarına son verdikleri bir durum ve bunun sürüklenme aşamaları görmezden gelinecek bir konu değildi. Şilan, kadın basın-yayın alanının daha fazla örgütlendirilerek özgün hamleler yapması için her daim ısrarcı olmuştur. Nitekim bu ısrarları tarihe geçen JINHA’nın 2012’de doğuşuna sebep oldu. Ataerkil zihniyetin, cinsiyetlendirilmiş vahşi bir savaşın içinden direngenlikle, umutla ve aşkın tanrıçaların ruhuyla doğan JINHA, Şilan’ın sözünü zamanın ve mekanın ötesinde yerlere taşıdı.

Kadın mücadelesi ve gazetecilik tutkusu

Şilan’ın mücadelesini pratikleriyle, sesleriyle, iradeleriyle ve renkleriyle ortaya koyan yoldaşları ise onun en büyük hayali olan kadın haber ajansı JINHA mirasını kökleştirmeye devam ediyor. Yaşamı boyunca gittiği her yere kadın mücadelesini ve gazetecilik tutkusunu da götüren Şilan, kadın iradesini hiçleştirmeye çalışanlara karşı kadın iradesini savundu. Özgür basında kadın renginin açığa çıkması için emek sarfeden Şilan, medyadaki cinsiyetçi külliyatın yerine kadın haberciliğinde çözüm gücü olacak fikirlerin doğuş kaynağı oldu.

‘Dünyayı yazın alanımıza çevirdiğimiz yer de JINHA’ydı’

Kadınlara isimlerden, kurumlardan çok daha fazlasını Xwebun olabilme adımlarını gösteren Şilan’ın ardından onun vasiyeti ile JINHA’yı kuran kadınlar şöyle diyordu: “Virginia Woolf, ‘Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın’ diyordu. Bizim odaları yıkıp dünyayı yazın alanımıza çevirdiğimiz yer de JINHA’ydı.”

Şilan’ın asıl anlatmak istediği köklerinden güç alan, özgünlüğünü koruyan, erk zihniyeti teşhir eden ve hakikat ile oluşturulmuş yeni bir kadın haberciliği perspektifiydi. Bir kadın haber ağının oluşmasını hayal ediyordu ve bu hayalini kendisinden sonra mücadelesini devralan kadınlar gerçekleştirdiler.

‘Kadının intiharına sebep olan gerçekleri açığa çıkarmak isterdi’

Şilan ile aynı mücadelede yer alan arkadaşları, onun için kaleme aldıkları kısa biyografisinde şunları not düşmüştür: “O bir kadın gazeteciydi, özgürlük aşığıydı. Yaşam ve kadın ikileminin ayrılmazlığını iliklerine kadar hissederek yaşayan bir yoldaştı. Şilan yoldaş her zaman iyi bir gözlemci, iyi bir analizciydi. Disiplinli ve düzenli olarak çalışmayı ve yaşamayı severdi Şilan. Kadın intiharlarını mutlaka araştırmak ister, bu kadar kadının yaşam sevdasından vazgeçip intihara kalkışmasını hiçbir zaman kabullenmez, bu acı gerçeğe neden olan tüm nedenleri açığa çıkartmak, gün yüzüne koymak isterdi. Çünkü o yaşamı dört bir yandan zindana çevrilmiş kadınların, acılarını ve zorluklarını basın ve yayıncılığın ahlakı gereği duyurmak isteyen gerçek bir gazeteci oldu. Sağırlaşmış vicdanlara ve yüreklere seslenmek isteyen bir Kürt kadın gazetecisiydi Şilan.”

11 senedir açıklama yok, adalet yok cenaze yok!

Kelareş alanında Temmuz 2006 tarihinde yaşamını yitiren Şilan’ın katledilişinin üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen, cenazesine ne olduğuna ilişkin bir bilgi yok. Yıllar geçmesine rağmen İran rejimi bu konuda bir açıklama yapmadı. Ailesinin tüm girişimlerine, basın özgürlüğü ve insan hakları savunucularının tüm çağrılarına rağmen İran rejimi Şilan’ın cenazesini vermedi. Şilan’ın hayatını kaybettiği tarih, merkezi Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) kayıtlarında 23 Temmuz 2006 olarak geçiyor. Bazı kaynaklarda ise Şilan’ın yaşamını yitirdiği tarih 19 Temmuz olarak belirtiyor.

Şilan’ın İsveç’de yaşayan hukukçu kardeşi Ferec Serçe, korkunç bir durumla karşı karşıya olduklarını söyleyerek ziyaret edecek bir mezarın dahi olmamasından duydukları üzüntüyü dile getirmişti. Adalet ve hukukun olmadığı bir ülkede, yasal yolların da işlemediğini söyleyen Ferec, bilgi almak için başvurdukları İsveç’teki İran Konsolosluğu’nun bile ciddiyetten uzak cevaplar verdiğini belirtmişti.

Şilan’laşan yürekler iradeleşmeye ve direnmeye devam ediyor

Erkek-devlet, kadının duygu, düşünce ve bedeni üzerinden ideolojik bir savaş üretirken Şilan’laşan yürekler iradeleşmeye ve direnmeye devam ediyor. OHAL süresinde çıkarılan KHK ile kapatılan JINHA’nın özü kalemlerini çuvaldıza dönüştüren kadınlar ile güçlenmeyi sürdürüyor. İntihara sürüklenen kadınların hikayelerinden bir an olsun geri adım atmamış olan Şilan, özgür basın çalışanı tüm kadın gazetecilerin yoluna ışık tutuyor, çalışmalarına bellek oluyor. JINHA birikimiyle yolda olan kadınlar, yaşama dair her varlığı, hissi, olayı, kavramı kadın bakış açısıyla dünya kamuoyuna duyurmayı sürdürüyor. Özgür basın geleneğine emek veren kadınlar Şilan’ın, Deniz Fırat’ın, Nujiyan Erhan’ın, Gurbetelli Ersöz’ün ve daha nicelerinin kalemini yerde bırakmayarak, bu mücadelenin sürdürücüleri olmaya devam edecek.