OHAL’in kadın hali: Cins kıyımı arttı, sivil ölüm çoğaldı (4)

OHAL’de artan şiddete karşı kadınlar direnişin olduğu her alanda

Duygu Erol/EsraAydın

HABER MERKEZİ – 15 Temmuz’da sokağa çıkan kitleden hükümet yetkililerine ve her gün sokakta “güvenliği” sağlayan polislere kadar kadın düşmanı söylem ve uygulamalar, OHAL ile beraber giderek yükseldi. Toplumsal şiddet ile beraber erkek-devle şiddetinin de arttığı OHAL döneminde ve öncesinde sokakta olan kadınlar, bütün baskı ve saldırılara karşı direnişin olduğu her alanda kadınların olduğunu belirtiyor.

15 Temmuz ‘darbe girişimi’nin ardından “milli irade” ile beraber sokakta yükselen şiddet, ardından Olağanüstü Hal (OHAL) sürecince devlet-polis şiddeti ile devam etti. İlk olarak sokağa çıkan gerici-milliyetçi-muhafazakar kesim tarafından kadınlar şiddete maruz bırakılırken, OHAL ile yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) protesto etmek için sokaklara çıkanlar polis şiddetine maruz kaldı. OHAL devam ettikçe yükselen toplumsal şiddet evde, otobüste, iş yerinde, meydanlarda kadınlara yükselen taciz, tecavüz, şiddet ve cinayet ile geri döndü. Bütün bu baskı ve artan şiddete karşı ise her gün sokakta olan kadınlar, direnişin var olduğunu ve seslerinin hala çıktığını belirtiyor.

‘Direnişin olduğu her alanda olacağız’

Yaşanan hak ihlallerine, kadın katliamlarına ve hukuksuzluklara karşı yıllardır adalet arayanlarla beraber sokakta olan Betül Koca, OHAL ile beraber yükselen şiddete dikkat çekiyor:

“15 Temmuz’dan sonra sokağa çıkan o güruh, o çete aslında ‘kadınlar ganimetimizdir’ diyerek kadınlara yönelik de saldırgan tarafını ortaya koymuş oldu. O yüzden topluma karşı yapılan her baskıdan toplumun her kesimini etkileniyor. Bunların bilincindeyiz. Erkek egemen politikalarıyla kadınları baskı altında tutmak ve evde tutmak için sokağa çıkmasın diye çağrıda bulundukları ve fetvalar verdikleri bir süreçten geçiyoruz. Bu hep böyleydi ama Saray rejimiyle birlikte daha da açığa çıkmış oldu. O yüzden biz kadınlar olarak direnişin olduğu her alanda olacağız. Yüksel Caddesi’ndeki direnişte olacağız, adalet yürüyüşlerinde olacağız. Sesimizin çıkartabildiğimiz her yerde bağıracağız, ‘Özgecan için adalet, Acun hoca için, Nuriye Gülmen için adalet’ diyeceğiz ve sesimizi daha gür çıkarıp sokaklarda olmaya devam edeceğiz.”

‘Aylardır 30’un üstünde kadın hayatını kaybediyor’

Kadın yönelik erkek şiddeti, taciz, tecavüz ve cinayetlere ilişkin uzun yıllardır mücadele yürüten Ayşen Ece Kavas da, çok uzun bir süredir Türkiye’nin OHAL ve KHK’ler ile yönetildiğini vurguluyor Bu süreçte hukukun hiçbir şekilde işlemediğini ve hatta hukuksuzluğun hüküm sürdüğünün gözle görünür hale geldiğini belirten Ayşen, “Biz zaten yıllardır kadın cinayetlerini ve kadına yönelik her türlü şiddeti durdurabilmek için adliye adliye, il il mahkemelerde müdahil olarak ve eylemler yaparak meydanlarda kadınlar için mücadele veriyoruz. Ve zaten çok uzun zamandır ve çok zor koşullar altında kadın cinayetlerinde ceza indirimini uygulanmamasını ya da kadına yönelik şiddet biçiminde ceza indiriminde uygulanmaması için mücadele veren bir örgütüz aynı zamanda” diyor.

Ancak şu anda kanunların ve hukukun işlenmiyor, adaletsizliğin ise ciddi şekilde artıyor olmasının ilk olarak kadınlarda etkisini gösterdiğine işaret eden Ayşen, “Aylardır 30’un üstünde kadın maalesef hayatını kaybediyor” diye ekliyor.

‘Kadın cinayetlerinde nitelik değişmesi var’

Ayşen, son dönemde işlenen kadın katliamlarındaki yöntemlere de dikkat çekerek, şunları vurguluyor: “Kadın cinayetlerinde de bir nitelik değişmesini görmüş durumdayız. Yani işkence biçimleriyle artık öldürülen kadınların ya da faili meçhul cinayetlerin artmasıyla karşı karşıyayız. Bu maalesef yeni getirilmek istedikleri rejimden kaynaklıdır. Kanun Hükmündeki Kararnamelerle yönetilmenin, Türkiye’de eşitsizliğin, adaletsizliğin arttığını gördükçe maalesef kadın cinayetlerinin de ve kadına yönelik şiddetin de arttığını görüyoruz. Üstelik en önemlisi kıyafetlerimiz yüzünden, şortumuz, eteğimiz yüzünden, gülüşümüz yüzünden, yaşam tarzımız yüzünden sokaktaki herhangi bir erkek tarafından saldırıya uğraya biliyoruz.

Ama ne iyi ki buna direnen kadınlar da var. Biz de varız. Ayrıca saldırıya uğrayan hiçbir kadın kardeşimiz de sessiz kalmasın, biz her zaman direnen kadınlardan duyduk bunları. Biz de onların yanındayız, bunu herkes bilsin. Olağanüstü hal ve onların bu konuda baskısı varsa tabi ki direnen kadınlar da var. Biz de varız.”

‘Şiddete karşı ses sokakta’

Uzun süredir sokakta protesto, eylem ve gösterileri çeken Eylül Deniz ise şunları kaydediyor: “Sokaktaki şiddetin görünürlüğü Gezi direnişinden bu yana farklılaşmıştı. Hem direniş cephesinden hem de devlet cephesinden de bu değişim oldu. Daha sonra pek çok toplumsal olayla, özellikle Kobanê olayları ve ciddi bir toplumsal ayaklanma ortaya çıkmıştı. Ama OHAL ile birlikte bunu da aşan bir şiddet var. Mesela ben sokakta çekim yapan biri olarak kart olmaksızın daha da rahat çekim yapabiliyordum. Ama artık burada eylemci ve basın arasındaki çizgi hemen hemen kaybolmuş durumda. Sarı basın kartı olmayan herhangi bir basın hele hele özgür basın ve devrimci, ilerici yayın ve basın veya çeşitli sosyal medya kanallarının muhabirleri doğrudan devlet şiddetinin hedefinde. Devletin eylemciye yönelik şiddeti dediğimiz zaman da gözaltı aracına gidene kadar yolda adeta açık hava işkencesine dönüşmüş durumda.”

OHAL’le erkek-devlet şiddeti arttı

Eylül, sokağın kadınlar yüzünü ise yine aynı eylemci-gazeteci gözüyle anlatıyor. Özellikle gözaltılardaki işkencelere değinen Eylül, erkek-devlet şiddetindeki artışa dikkat çekiyor ve ekliyor: “Kadın arkadaşlarımızın kendi anlatımları, gözaltında alındıkları ve hem benim gözaltında yaşadığım tecrübeleri değinirsem, bir kere polisin çok ciddi cinsiyetçi küfürleri var, kadın erkek fark etmeden küfür ediliyor ama eline bir kadın geçtiğinde bir kadına edebileceği, bütün o toplumsal gericiliğini yansıtan pek çok küfür ediliyor. Aynı şekilde gözaltı aracına gidilirken yani götürme noktasında zaten hem kadın polis hem de erkek polisin kadın eylemciye yönelik çok ciddi şiddeti ve tacize varan boyutlarda bir teması söz konusu. OHAL sürecinde giderek arttığını düşünüyorum. Az önce bir eylemden geldim, çekim yapıyordum. Çok sert, ani bir saldırı ve çok vahşice, mafyatik tarzda saldırı, ama buna karşı direniş de kendi cephesinden yer yer daralarak da olsa halen sokakta bir ses var. Bu da sevindirici.”

BİTTİ

 

OHAL’in kadın hali: Cins kıyımı arttı, sivil ölüm çoğaldı (1)

OHAL’in kadın hali: Cins kıyımı arttı, sivil ölüm çoğaldı (2)

OHAL’in kadın hali: Cins kıyımı arttı, sivil ölüm çoğaldı (3)