OHAL’in kadın hali: Cins kıyımı arttı, sivil ölüm çoğaldı (1)

Erkek-devlet-OHAL el ele: Kadınların bir yılı

Duygu Erol

HABER MERKEZİ – 15 Temmuz’un ve OHAL’in birinci yılı dolarken, yayımlanan 24 KHK ile 25 bini aşkın kadın ihraç edilerek, ev içine hapsedilmek istendi. OHAL süreci boyunca binlerce kadın, yüceltilen erkeklik sonucu ile taciz, şiddet ve tecavüze maruz bırakıldı, 500’ü aşkın kadın katledildi. Onlarca kadın kurumunu kapatan ve siyasetçi kadınları tutuklatan erkeklerin hükmü, KHK‘ler ile kadın iradesi yok edilmek istendi.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen ‘darbe girişimi’ ve hemen ardından 20 Temmuz’da ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) üzerinden bir yıl geçti. Ülke tam bir yıldır, OHAL’in ardından yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetilmekte. OHAL ile beraber hukuk tamamen reddedildi ve Uluslararası Sözleşmeler ile Anayasa Mahkemesi’nin denetimi geçersizleştirildi. Yine bu dönemde herhangi bir hukuk ilkesi esas alınmadan en temel insan hakları ihlal edildi ve başta kadınlar olmak üzere binlerce insan OHAL ve KHK hukuksuzlukları ile karşı karşıya kaldı.

Önce ‘Cemaat’ tasfiyesi adı altında başlatılan, ancak daha sonra muhalif kesimlere yönelen OHAL ve KHK’lerin adaletsizliğine ve neden olduğu şiddete ise en çok kadınlar maruz kaldı. Yüzlerce kadın sokakta, evde, iş yerinde, toplu taşıma araçlarında ve meydanlarda yüceltilen erkek şiddeti ile karşı karşıya kalırken, çoğunluğu OHAL dönemi olmak üzere 1 buçuk yılda 500’ü aşkın kadın katledildi, Yayınlanan KHK’ler sonucu 25 bin 523 kadın ihraç edildi, onlarca kadın kurumu kapatıldı, binlerce kadın gözaltına alınıp tutuklandı. Özel ve kamusal her alan kadından uzaklaştırılarak erkekleştirilmek istendi.

‘Milli İrade’ ilk olarak kadınlara saldırdı

15 Temmuz ‘darbe girişimi’nin hemen ardından devlet yetkilileri “Milli İrade” çerçevesinde halkı sokaklara çağırdı. Bir yandan meydanlarda darbeye karşı çıkan kadınların görüntüleri yayınlanırken diğer yandan ise “Hanım kardeşlerimiz evde oturup dua etsinler” denildi. Yine darbe ile ilişkili olduğu iddia edilen ‘Cemaat örgütlenmesi’ adı altında gözaltına alınanların ve tutuklananların eşleri için, “Darbecilerin eşi ganimetimizdir” şeklinde cinsel suça teşvik edici söylemlerde bulunuldu.

Daha ilk günden devlet yetkililerinden gelen bu söylemler ile beraber kadına yönelik erkek şiddeti ve taciz kendini sokakta, evde, iş yerinde ve meydanlarda göstermeye başladı.

‘Neden açık giyindin, darbecisin’

Yıllardır yürütülen cinsiyetçi ve gerici politikalar 15 Temmuz’un ardından kendini rahat bir şekilde gün yüzüne çıkardı. Darbe girişiminin ardından Evrensel Gazetesi sekreteri Hazal Ölmez “Neden açık giyindin, darbecisin, Fethullahçı’sın” denilerek saldırıya maruz kalırken, sanatçı Sıla Gençoğlu Yenikapı’da yapılan Demokrasi Mitingi’ne katılmadığı için lince maruz kaldı. Konserleri iptal edilen Sıla, hem sosyal medya da hem de diğer mecralarda Davut Güloğlu başta olmak üzere cinsiyetçi küfürlere maruz bırakıldı.

Sokakta, otobüste, meydanlarda artan erkeklik

15 Temmuz dönemi sokağa çıkan gerici, militarist ve cinsiyetçi kesim ile hükümet yetkililerinin cinsiyetçi söylemleri; sokakta, evde, iş yerinde, otobüs ve meydanlarda artan şiddet, taciz, tecavüz ve kadın katliamı olarak kadınlara döndü

15 Temmuz gecesi yaşanana darbe girişiminin hemen ardından 20 Temmuz tarihinde ilan edilen OHAL ile birlikte Türkiye KHK’ler ile yönetilmeye başlandı ve yaşanan yoğun baskı ile hak ihlalleri kadınların doğrudan hayatlarını ve yaşam alanlarını olumsuz etkiledi. Sokakta kendini taciz, şiddet ve saldırı ile gösteren erkeklik; özel alanda da kadınları korkunç bir şekilde katletti.

Cinsel istismarı teşvik eden yasalar

OHAL dönemi, çocukların, istismar eden erkekler ile evlendirilmelerini zorlayan yasanın Meclis’e gönderilmesine neden oldu. Bu durum, cinsel istismarı ve cezasızlığı arttırdı. Cinsel şiddet ve cinsel istismara karşı mücadele eden kadınlar ise sokağa inerek yasaları protesto etti.

368 çocuk cinsel istismara maruz kaldı

‘Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu’na göre, 368 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Cinsel istismarların yüzde 59’u okullarda, diğerleri ise sokakta, zorla götürüldükleri evlerde, alıkonuldukları araçlarda, kurslarda, otobüslerde ve parklarda yaşandı.

Bu sayının içerisine çocuk yaşta evlendirilerek cinsel istismara maruz bırakılan çocuklar eklenince, binlerce çocuk istismara açık hale getirildi.

OHAL’de kadın katliamı: En az 500 kadın katledildi

Günde 5 kadının katledildiği Türkiye’de, 2016 yılında 328 kadın katledilirken, yüzde 50’si OHAL koşullarında yaşandı. Yine OHAL koşullarında 2017 yılına girilirken ilk 6 ayda 208 kadın katledildi ve bu cinayetlerin yüzde 100’ü OHAL koşullarında yaşandı. Buna göre 1,5 senede 500’ü aşkın kadın katledildi.

Kadın katliamlarında bu denli bir artış işe beraber cinayetlerin işleniş şekillerinde ve kullanılan aletler de vahşet arttı.

Eril yargı kültüründen ‘cezasızlık ödülü’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı bilgiye göre ,2016 yılında 61 kadın cinayeti davası sonuçlandı ve 22’sinde erkeklere “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimleri uygulandı. Şiddet, taciz ve tecavüzler karşısında karakollara başvuruda bulunan kadınlar, “Darbe oldu, polisin işi gücü var” denilerek yalnız bırakıldı.

Erkeklik yüceltildi, şiddet özendirildi

Erkek şiddeti, taciz, cinsel istismar ve katliamlara karşı eril yargı kültürü, fail erkekleri “iyi hal” ve “haksız tahrik” ile ödüllendirdi. Hükümet yetkililerinin şiddet ve tecavüz karşısında “Hoşuna gitmeyebilir, mırıldanırsın” ve “Madam gibi değil, adam gibi ölmek” sözleri ise erkekliği yücelterek şiddeti özendirdi.

OHAL 3 kez uzatıldı, 24 KHK yayınlandı

20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen OHAL, 19 Ekim, 3 Ocak ve 18 Nisan tarihlerinde 3 kez uzatıldı. Yaşanan hukuksuz ve adaletsiz uygulamalara yayınlanan KHK’ler ile kılıf uyduruldu. 1 yıldır OHAL koşullarında yönetilen Türkiye’de, ilki 1 Eylül tarihinde olmak üzere çeşitli tarihlerde 24 KHK yayınlanırken, toplamda 110 bin 971 kişi işlerinden ihraç edildi ve OHAL sürecinde ortaya çıkan işsiz sayısı 700 yüz bin kişi civarında oldu.

25 bini aşkın kadın ihraç edildi

Yaşanan ihraçlar sonucu basına yansıyan haberlere göre, 27 emekçi intihara sürüklenirken, yapılan anket sonuçlarına göre 95’i kadın olmak üzere 291 kişi intihar girişiminde bulundu. Bütün bu ihraçların çalışma hayatında bulunan kadınlara etkisine baktığımız zaman ise, ihraçların yüzde 23’ünü oluşturan 25 bin 523 kadın işlerinden ihraç edildi ve ev içine hapsedildi.

Bu veriler ile beraber 25 bini aşkın kadın, OHAL kapsamında ihraçlar ile birlikte istihdam dışı bırakıldı. İhraçlar ile beraber 112 üniversiteden toplam 4 bin 811 akademisyen ihraç edilirken, ihraç edilen akademisyenlerin yarısı kadınlardan oluştu, üniversiteler ve kadın bölümleri işlevsiz hale getirildi.

Nuriye, Semih ve Esra açlık grevinde

OHAL ve KHK’lere karşı “İşimizi geri istiyoruz” diyerek Yüksel Caddesi’nde 247 gün önce direniş başlatan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 52 gündür Sincan Cezaevi’nde tutuklu ve açlık grevleri 127’nci günü buldu. Yine ihraç edilen kamu emekçisi Esra Özkan Özakça da 52 gündür “İşimizi geri istiyoruz” ve “Nuriye ve Semih’e özgürlük” diyerek açlık grevinde.

Cezaevlerinde işkenceler arttı

OHAL koşullarında insan hakları ihlali en çok cezaevlerinde yaşandı. Hak ihlalleri ve işkenceler üst boyuta ulaşırken, pek çok cezaevinde kadınlar gariyanlar ve cezaevi yönetimleri tarafından işkenceye maruz bırakıldı. İletişim, görüş, sağlık hakları ellerinden alınan kadınlar, cezaevlerinde açlık grevine başladı.

Son olarak Tarsus T Tipi Kadın Cezaevi’ndeki işkenceler gündeme geldi.

2 bin 200 çocuk cezaevinde

OHAL çocukları da şiddete ve sömürüye maruz bıraktı. OHAL koşullarının da içinde olduğu bir yıllık DİSK raporuna göre, Türkiye’de her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı çalıştırılıyor ve 2 milyona yakın çocuk ‘işçilik’ adı altında sömürülüyor. İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre, son dört yılda toplam 264 çocuk, iş cinayetinde öldü.

‘Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nin son verilerin göre, Türkiye cezaevlerinde 542’si hükümlü, bin 658’i tutuklu 2 bin 200 çocuk bulunuyor.

OHAL’in ilan edilmesi ile beraber kadın mücadelesinin siyasi ayağı da tasfiye ile karşı karşıya kaldı. Kadın özgürlük hareketinin büyük mücadeleleri sonucu ilk olarak 2005 yılında Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile hayata geçirilen eşbaşkanlık sistemi, OHAL’in saldırılarına maruz kaldı.

Kadın iradesi tutuklandı

DTP ile başlayan, bugün Meclis’te HDP ve yerel yönetimlerde ise DBP’de devam eden eşbaşkanlık sistemi, OHAL’in siyasi-cinsiyetçi soykırımına maruz bırakıldı. Türkiye tarihinde ilk kez Meclis’te bir partinin eşbaşkanı olan HDP Eşgenel Başkanı Figen Yüksekdağ ve yine Meclis tarihinde ilk kez Parlamento Kadın Grubu oluşturulan HDP’nin 7 kadın milletvekili tutuklandı. Figen Yüksekdağ ve Nursel Aydoğan’ın vekilliği düşürüldü.

36 belediye eşbaşkanı cezaevinde

Kadın kazanımlarını darp eden OHAL, 11 Eylül’den bu yana toplam Demokratik Bölgeler Partili (DBP) 106 belediyeden 83’üne kayyım atadı, 72 belediye eşbaşkanı ise tutuklu bulunuyor. Eşit temsiliyeti öngören eşbaşkanlık sistemine bir saldırı olarak değerlendirilen kayyım atamaları ile 36 DBP’li belediye kadın eşbaşkanı tutuklu bulunuyor. Ayrıca tutuklananlar arasında DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak da bulunuyor.

Kadın dairelerine erkekler atandı

DBP’li belediyelere atanan kayyımların ilk icraatı kadın dayanışma merkezlerini kapatmak oldu. Belediyeler bünyesinde kadınları istihdam etme, görünür kılma ve şiddete karşı dayanışma amacıyla kurulan kadın politikalarını ve merkezlerini kapatan belediye, kadın birimlerine ise erkekleri atadı. Bazı Kadın Dayanışma Evleri’nin ismi ise ‘Aile Destek Evi’ olarak değiştirildi. 43 kadın kurumundan 37’si kapatıldı.

Bin 425 dernek, 123 vakıf kapatıldı

OHAL’de toplam 178 medya kuruluşu kapatıldı, sadece 9’unun kapatma kararı kaldırıldı. Kapatılan dernek sayısı dernek sayısı bin 425, vakıf sayısı 123 oldu. VAKAD, Gündem Çocuk, Kongreya Jinên Azad (KJA) gibi, yıllardır erkek-devlet şiddetine karşı mücadele yürüten kadın kurumları kapatılarak işlevsiz hale getirilmek istendi.

Mühür vurulan 11 kadın kurumu 1 çocuk derneğinin arasında Gökkuşağı Kadın Derneği, Kongreya Jinên Azad, Muş Kadın Çatısı Derneği, Van Kadın Derneği (VAN), Ceren Kadın Derneği, Selis Kadın Derneği, Adıyaman Kadın Yaşam Derneği, ANKA Kadın Araştırma Derneği ve Bursa Panayır Kadın Dayanışma Derneği bulunuyordu.

Erkek-devlet şiddetine mücadeleye saldırı

Van Kadın Derneği (VAKAD) 2004 yılında Van ‘da kadına yönelik ayrımcılık ve şiddetle mücadele amacıyla kurulmuştu. 2008 yılında kurulan Ceren Kadın Derneği ise Diyarbakır’da Kadın Sığınakları ve Dayanışma/ Dayanışma Merkezleri Kurultay ile 17 kadını ev sahibi yapmıştı.

Kongreya Jinen Azad ise Kürt kadınlarla birlikte kadın iradesini yaşamın her alanına var edebilmek adına eşbaşkanlık, kota ve kadın kooperatiflerini hayata geçirmiş, kadın hareketi ve Jineloji tartışmaları yürütmüştü. Kapatılan Kongreya Jinên Azad (KJA) Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata da tutuklanmış, daha sonra tahliye edilmişti.

JINHA kapatıldı, Mor Bülten susturuldu

KHK’lerle birlikte, dünyanın ilk ve tek kadın haber ajansı olan Jin Haber Ajansı (JINHA) kapatılırken, kapatılan İMC TV’deki Mor Bülten ve Hayatın Sesi TV’deki Ekmek ve Gül adlı kadın programları da son buldu.

OHAL döneminde en az 30 gazeteci kadın gözaltına alındı. Şu an cezaevinde, kapatılan JINHA muhabiri Zehra Doğan da olmak üzere 30 gazeteci kadın tutuklu bulunuyor.

YARIN: Akademisyen Funda Başaran, ‘sivil ölüme’ mahkum edilmeyi anlattı 

Erkek-devlet-OHAL el ele: Kadınların bir yılı (1)

Funda Başaran: ‘Sivil ölüm’e mahkûm edilmekle karşı karşıya kaldık (2)

‘AKP, kadının özerkliğini aile kurumu içinde yok etmeye çalışıyor’ (3)