Kadınlardan taksilerde görüntü ve ses kaydına tepki: Hak ihlalidir

İSTANBUL – Taksilerde görüntü kaydının alınmasını zorunlu kılan uygulamanın Ağustos ayı içerisinde hayata geçmesi planlanırken, kadınlar “Hayatımızın her alanı kontrol edilmek isteniyor” diyerek tepki gösterdi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 16 Şubat 2017 tarihinde yayınladığı bir genelge ile artık taksilerde ses ve görüntü kaydı yapan kameraların bulundurulması zorunlu hale geldi. Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili yazsısında uygulamanın gerekçesi şöyle yer buldu: “Başta terör olayları olmak üzere, meydana gelen adli olayların araştırılması, delillere ve faillerine ilişkin bilgilere hızla ulaşılması ve nihai olarak suçların aydınlatılabilmesi amacıyla şehir içi yolcu taşımacılığında kullanılan taksi, minibüs ve otobüs cinsi taşıtlarda en az 7 gün süreyle kayıt yapabilen, ön dış ve iç kamera ile kayıt cihazlarının bulundurulması ve aktif halde tutulmasının zorunlu kılındığı bildirilir.”

Uygulamaya ilişkin sorularımızı ise günlük yaşamlarının çoğunluğunda taksi kullanan kadınlara sorduk.

‘Büyük gözaltı dediğimiz şey gerçekleşmiş olacak’

Uygulamaya güvenliğin sağlanacağı fikriyle sıcak bakanlar olsa da özellikle kadınlar tepkili. Emekli Psikolog Serpil Kirpikçi uygulamayı, “Bu emperyal sistemin uzun zamandır denetlemek için geliştirdiği biçimlerden belki de son kerte. Ama sadece taksilerde değil, verilmiş olan çipli nüfus cüzdanlarıyla da denetlenmeye başlanacağız, belki bu biraz ayrıntı bir gözlem olacak ama sokaklarımızda zaten mobeselerimiz var, güvenlik adına işyerlerinin hemen hemen hepsinin önünde kameralar var. Genel, büyük gözaltı dediğimiz şey gerçekleşmiş olacak” diye değerlendirdi.

Kadınlar için ayrıca bir sorun olduğunu söyleyen Serpil “Çünkü erkek egemen bir ortamda bu da kadınlar aleyhine kullanılacaktır. Özelimiz olmayacak, gittikçe özelimizi elimizden alacaklar. Birey olma halimiz olmayacak” diye konuştu.

‘Hak ihlalidir’

Uygulamayı “faşizmin gündelik hayata yansıması” olarak gören Arzu Acar da, “Hayatın her anında devlet tarafından, denetlenmenin,takip edilmenin bir parçası” olarak gördüğünü söyledi. Arzu, “Bu her türlü kişisel hakkın, anayasal hakkın da ihlalidir, kesinlikle yaşama geçirilmemesi gerekir bunun için mücadele vermek gerekir” diyerek kadınlar için de başka bir anlam ifade ettiğini şu sözlerle dile getirdi: “Takip edilmek, izlenmek, toplumun gözünde teşhir edilmek ve kadınlar için zaten sınırlı olan özel yaşam gizliliğinin tamamen ihlal edilmesidir. Kadınlar için daha da tehlikeli boyuttadır.”

‘Özgürlüklerin elden gittiğinin en açık göstergesi’

Yasemin Bakır da güvenliğin gerekçe gösterilerek böyle bir uygulamaya gidildiğinin söylendiğini kaydederek, “Ama taksilerin kullanımı özel alana girer, yapılmak istenen insanların özel hayatına sızmak. Bir kadın olarak bir özel aracı bile rahat kullanamayacaksam, rahat seyahat edemeyeceksem, oranın bile gözetlendiğini, kontrol altında tutulduğunu fark edeceksem, açıkçası bu özgürlüklerin yavaş yavaş elden gittiğinin en açık göstergesidir benim için” diye konuştu.

‘Erkek egemen yapı yeni suç alanı yaratmış olacak’

“Zaten bütün hayatımızda kameralar, kayıt cihazları ile yaşıyoruz” diyen Nuray Şimşek uygulamaya şu sözlerle tepki gösterdi: “Sokakta kaydedilmeyen bir davranışımız kalmadı. Şimdi taksilerde böyle bir uygulamaya başlanması bunun her alana yayılmasın demek. Bir kadın olarak da bizim zaten sokaktaki her davranışımız, kıyafetimiz suç haline getiriliyor erkek egemen sistem tarafından. Takside de konuştuğumuz da davranışlarımız da kullanılacak. Bize ait hiçbir alan bırakmamak bir anlamda yapılan. Taksi gibi küçücük bir alanda bile, mesela bir arkadaşınla konuştuğun, erkek arkadaşınla ve ya kadın arkadaşınla konuştuğun, her şeyin kaydedilmesi özel alanın ya da kişisel alanın ileri dereceden ihlal edilmesidir. Çok yanlış, ben istemem, sohbetimin, konuştuklarımın kaydedilmesini, görüntümün alınmasını. Belki ben orada otururken kıyafetim ya da oturuş biçimim kaydedilecek bu çok çirkin, yani bu kötü bir saldırı. O zaman artık sürekli kontrollü, gözetlendiğimizi bilerek davranacağız, zaten her yerde denetleniyoruz. Kabul edilebilir bir şey değildir.”

Öte yandan İstanbul Barosu geçtiğimiz hafta, genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Ankara 17. İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştu.