‘Gölgesi’ değil ‘kendisi’ olmak için mücadele eden kadın: Suat Derviş

HABER MERKEZİ- Yaşamı ve boyun eğmez duruşuyla dönemin feminist yazarlarından olan Suat Derviş, kadın basıncılığı noktasında yarattığı ilklerle hala öncü olmaya devam ediyor.
1903 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Suat Derviş’in yaşamını yitirmesinin ardından 45 yıl geçti. 69 senelik yaşamında bir çok ilke imza atan Suat, ilk şiiri “Hezeyan’ ı” henüz 13 yaşında yayımlar. İlk şiirinin ardından 16 yaşında ilk kitabı “Kara Kitap” okuyucularla buluşur. “Kadın olmaktan utanmıyorum, yazar olmakla da iftihar ediyorum” diyerek hafızalara kazınan Suat, dönemin feminist politik yazarları arasında yer alır.

‘İlk’lerle dolu bir yaşam…

Ne kadın olmaktan utanır Suat, ne de inandığı değerlerden bir adım geriye düşer. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmesine karşın dönemin toplumsal gerçekliğine ne vicdanını ne de kalemini kapar. Konservatur eğitimi için Almanya’ya gittiği sırada Edebiyat Fakültesi’ne yazılan Suat’ın gazetecilik macerası da ilk olarak Almanya’da başlar. Eğitimini yarıda bırakıp Türkiye’ye döndükten sonra pek çok gazetede çalışır. Fakat dönemin devrimci gazeteleri Resimli Ay ve Tan gazetelerinde aldığı görevlerle yaşamı daha da farklılaşır. Tan gazetesinde çalıştığı dönem kadın sorunlarına eğilen haberlerle kadın haberciliğinin ilk temellerini atar. 1926 yılında İkdam gazetesinde hazırladığı kadın sayfasıyla ilk defa bir gazetenin kadın sayfasını oluşturmuş olur.Suat, Son Posta gazetesinde çalışırken 1936 yılında Montrö Konferansı’nı izlemeye gider ve böylece yurtdışına giden ilk kadın gazeteci ünvanını da alır.

Yazdığı eserlerin büyük bir bölümü tefrikalar halinde çeşitli gazetelerde yayınlanır. Latin alfabesi ile yazdığı ilk eser Emine (1931), en bilinen eseri ise Fosforlu Cevriye’dir. Bunların dışında yazdığı romanlar: Hiçbiri, Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Çılgın Gibi, Buhran Gecesi, Fatma’nın Günahı, Gönül Gibi, Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır, İstanbul’un Bir Gecesi, Biz Üç Kardeşiz, Kendine Tapan Kadın, Zeynep İçin, Ankara Mahpusu ve Aksaray’dan Bir Perihan. Suat,aynı zamanda eserleri farklı dillere çevrilen ilk Türkiyeli yazardır.

Sadece kendisi olan ve kendisinin olan kadın…

3 kez evlenen Suat, 4. Evliliğini Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner ile gerçekleştirir. Birlikte TKP’nin yayın organı olan Yeni Edebiyat Dergisi’ni çıkarırlar. Eşinin politik kimliğinden ziyade her zaman kendi olarak anılmayı isteyen ve bu uğurda mücadele eden Suat, bir toplantıda Reşat Fuat Baraner’in karısı olarak takdim edilince itirazını yükseltmiştir. Suat, salondakilere “Ben yazar Suat Derviş’im. Kimsenin karısı olarak yâd edilemem” diyerek seslenmiş ve kadını ikincil pozisyona düşüren erkek egemen sisteme bir kez daha baş kaldırmıştır.
Uzun yıllar dostluğunun devam ettiği Nazım Hikmet ise “Gölgesi” ismini verdiği şiiirinde bu güçlü kadın için şöyle demiştir:

“Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;
Bir kere eğemedim bu kadının başını.”
‘Yegane servetim yazılarımdır’

Ne Nazım ne de devlet eğdirebilmiştir Suat’ın başını. Suat, 1944 yılında TKP soruşturma ve tutuklamaları kapsamında eşi Fuat Baraner ile birlikte tutuklanır. Sekiz ay tutuklu kalır. Sorgu sırasında çocuğunu düşürür. Fuat Baraner’e ise sekiz yıl hapis cezası verilir. Suat bu süreçte 10 yılını bir nevi sürgünde geçirir. Romanları yabancı dillerde yayımlanırken, Türkiye’de sessizlik hakimdir.
Suat,ardından Türkiye’nin ilk kadın sendikası olan Devrimci Kadınlar Birliği’nin kuruluşunda yer alır ve başkanı olur. Bu birlik kapatıldıktan sonra da yazım hayatına devam eder. Hem yazmaktan hem de mücadele etmekten vazgeçmez. Ne de olsa kimsenin ‘başını eğemediği’ bir kadınındır O. 1971’de birçok solcu genci evinde sakladığı için tekrar tutuklanan Suat, 23 Temmuz 1972 senesinde Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi’nde hayatını kaybeder.

Suat’a göre yazıları ‘yegane servetiydi.’ Suat, kadın basım ve yayın tarihinde yarattığı ilkleriyle kendi servetini tüm kadınlara armağan etti.

O servet kadın yazar ve gazetecilerin kaleminden hala sayfalara akıyor….