Berivan Şahin: ‘Devlet Kürdistan’da cinsel suçların esas failidir’

DİYARBAKIR – Devletin Kürdistan halkını düşman olarak gördüğünü söyleyen Berivan Şahin, cinsel istismarın Kürdistan’da bir savaş politikası olarak uygulandığını belirtti.

Ergani Devlet Hastanesi’nde zihinsel engelli bir personelin cinsel istismara maruz bırakılmasını değerlendiren Mezopotamya Psikologlar İnisiyatifi Eşbaşkanı ve TİHV Diyarbakır Temsilciliği Psikologu Berivan Şahin, OHAL’in istismar suçlarına zemin hazırladığını belirterek, Kürdistan’da bu suçların devlet desteği ile gerçekleştirildiğini ifade etti.

‘Kadın kamusal alandan çekilmek isteniyor’

Kadın, engelli ve çocuk istismarlarının son zamanlarda artış sebebinin erk sistem olduğunu ifade eden Berivan, kamu kurumlarında cinsel istismar, taciz gibi suçları işleyenlerin ciddi yaptırımlar almaması hatta yaptıkları işlere devam etmesinin bu suçların artışını teşvik etmek anlamına geldiğini belirtti. Berivan, işlenen cinsel suçların üzerinin örtbas edilmesinin veya kadını suçlayıcı bir dil kullanılmasının da kadınlara psikolojik bir engel yaratmak amaçlı yapıldığını ifade etti.

‘Cezasızlık suçu normalleştiriyor’

Cinsel suçların cezasız kalmasının toplumda suçu normalleştirmeye sebep olduğunu söyleyen Berivan sözlerini söyle sürdürdü: “Dolayısıyla aynı habere aynı tepkiyi vermez hale geliyoruz. Yaşantıya ciddi duygusal tepkinin de verilmemesi ile vahim bir tablo oluşuyor. Daha önce Pozantı Cezaevi’nde çocukların istismara maruz bırakıldığını görmüştük. Devletin kendi kurumu içinde kendi memuru tarafından istismar edilmiş çocuklar… Ensar Vakfı’nda yaşananlar da biliniyor. Bu durum devletin çocuk, engelli, kadın istismarını teşviki anlamına da geliyor. Böyle olayların yaşanması kadını, çocuğu, engelliyi toplumsal alandan çeken, eve mahkum eden bir durum. Bu olay normalse; sokakta, işyerinde, evde tacize, istismara uğramak normalse, o zaman çalışmayı ve sokağa çıkmayı bırakırsınız. Dolayısıyla bu da çalışma alanlarında ve sokakta tamamen erk zihniyetin hakim olması anlamına gelir. Bunun yansıması kadının toplumsal alandan çekilmeye zorlanması anlamına gelir.”

‘OHAL ismi istismarcılara fırsat!’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sivil toplumun OHAL’den etkilenmediği gibi söylemlerinin yaşanan hak ihlallerini maniple etme amacı taşıdığını vurgulayan Berivan, Kürdistan’da OHAL ilanından çok öncesine dayanan ve yıllardır süren bir savaşın olduğunu hatırlattı. Savaşın yaşandığı yerlerde aynı zamanda hukuksal bir yozluğun geldiğini söyleyen Berivan, “İnsanların cinsel istismara uğraması savaş koşullarında normalleşir. Failler için savaş alanları bir fırsat alanı oluşturur. OHAL veya savaş çekildikten sonra da arkasında bıraktığı sosyal yankılar yıllarca temizlenmeye çalışır. OHAL sürecinde birçok uygulama devlet eliyle yapıldı. Bu bir tiranlık algısıdır” dedi.

OHAL ilanından 10 yıl öncesinde bile devletin cinsel suçlara ciddi cezalar vermediğini, protesto edenlere ise her zaman zorluk çıkardığını söyleyen Berivan, OHAL’in isminin bile istismarcılara fırsat yarattığını belirtti.

‘Kürdistan’da devletin ve polisin anlamı; ölüm ve taciz’

Kürdistan’da uyuşturucu kullanımının ve yozlaşmanın devlet eliyle gerçekleştirildiğini söyleyen Berivan, bundan yıllar önce de polisinin Kürdistan köylerinde kadınlara karşı cinsel suçlar işlediğini hatırlattı. Son süreçlerden de örnekler veren Berivan, sözlerini şöyle noktaladı: “ Kürdistan’da devletin ve polisin anlamı öldüren ve taciz edendir. Savaş döneminde duvarlara ve yatak odalarına yazılan yazıları gördük. Bu devletin dili. Kürdistan’a düşman bir politika izliyor dolayısıyla yürüttüğü savaşı da sadece fiziksel değil aynı zamanda kültürel yozlaştırma şeklinde yürütüyor. Ergani’deki yaşantı da bunun bir göstergesi. Bir devlet kurumunda çalışan bir kişi tarafından gerçekleştiriliyor. Belki de devleti arkasına alarak yapıyor. AKP üyesi olması, hastaneden çıkarken tekrar geleceğini söylemesi orada çalışanlar açısından nasıl bir durum yaratırdı? Kürdistan’da bu tür olayların yaşanmasının nedeni sadece Kürdistan olması. Kulp’ta zihin engelli bir çocuğun onlarca kişi tarafından istismar edildiği davada faillerden birinin AKP gençlik kollarından olması da tesadüf değildi.”