‘AİHM’in sessizliği hükümetin baskılarını artırdı’

HABER MERKEZİ – Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi’nde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararlarının Uygulanması” raporunun tartışıldığı oturumda söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, AİHM’in sessizliğinin hükümetin baskılarını artırdığına dikkat çekti.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi’nde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararlarının Uygulanması” raporunun tartışıldığı oturumda söz aldı. Filiz, AİHM’in tutuklu milletvekilleri konusundaki sessizliğinin hükümetin baskılarını artırdığını söyleyerek, “AİHM, Türkiye gibi, vatandaşlarının birçoğunun insan hakları mücadelesi vermek zorunda olduğu ülkeler için çok önemlidir. Bu nedenle AİHM’in itibarını korumak, AİHM kararlarının etkin ve kısa sürede uygulanmasını sağlamak büyük önem taşımaktadır” dedi.

Filiz konuşmasının devamında şunları belirtti:

“AİHM’nin son zamanlarda yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında bu ihlalleri önlemek için gerekli önlemleri almadığını itiraf etmek zorundayım. Tutuklu olan vekillerimiz için öncelikli olarak karar vermesini talep etmemize rağmen Mahkeme halen başvurularımızı işleme almadı ve Türkiye’den savunma istemedi. Ve AKP hükümeti tek tek tutuklu vekillerin vekilliklerini düşürmeye başladı. Bu sessizlik hükümetin baskılarını artırdı ve geçtiğimiz hafta bir ana muhalefet partisi milletvekili de hapse atıldı.

‘Başvuruyu reddetmek büyük tepki yarattı’

AİHM geçtiğimiz günlerde bir KHK mağdurunun başvurusunu da reddederek Türkiye demokratik kamuoyunda büyük bir tepki yarattı. AİHM, verdiği kararın gerekçesinde Türkiye’de halen çalışmaya başlamayan Olağanüstü Hal Komisyonunu tüketilmesi gereken iç hukuk yolu olarak işaret ediyordu. Fakat görünüşe göre mahkeme birçok kurumun, özellikle de Venedik Komisyonu’nun bu komisyon hakkındaki eleştirilerini dikkate almamıştı. Venedik Komisyonu, kurulacak bir mekanizmanın tüm davalara bireysel muamele edebilecek durumda olması gerektiğinin altını çizmişti. Ne Olağanüstü Hal Komisyonunun ne de İdare Mahkemelerinin bu teminatları sağlayamayacağı açıktır.

‘Geciken adalet adalet değildir’

Aslında, geri adım atarak başvuruculara OHAL Komisyonunu işaret etmeden önce Konseyin alması gereken birçok önlem vardı. Her şeyden önce, Türkiye’deki komisyonun etkili bir organ olmasını sağlamış olmalıydı. Bir diğer önemli sorun ise, Türkiye’de mahkeme işlemlerinin uzun süre devam etmesidir. Bu sorun, insan hakları koruma mekanizmasının etkinliğini olumsuz yönde etkiler. Dahası, AİHM’deki yargılamalar da kabul edilemez uzunluktaki süreler boyunca devam etmektedir. Dolayısıyla, bireyler, etkililiği şüpheli bir Komisyona başvurmak zorunda kalacaklar. Ardından, uzun süren yerel mahkeme süreçlerini tüketmeleri gerekecek. Ve ancak o zaman, AİHM’e başvurup daha da uzun yıllar bekleyecekler. Bu durum, mağdurlara çözüm olmayacak. Klişe gibi gelebilir ama şunu ifade etmeliyim: Geciken adalet adalet değildir.”