1915, Zilan, Sur: Pervin, devletin icraatlarının tanığı

Medine Mamedoğlu

DİYARBAKIR – Sur’da yaşayan Pervin Yıldız’ın hikayesi tarihin tekerrür ettiğinin bir kanıtı. 103 gün boyunca sokağa çıkma yasağına rağmen evini terk etmeyen Pervin, Ermeni soykırımından kurtulan nenesinin yaşadıklarına canlı canlı tanıklık ettiğini söylüyor.

Yaşanmışlıkların, anıların ve tarihin bir yılda yok edilip talan edildiği Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, geriye sadece ağaçlar ve yıkıma direnen birkaç kapı kaldı. Yıllardır her şeye rağmen dimdik ayakta kalan tarih, bir yılda kepçeler ile yok edildi. Sur’un Fatihpaşa mahallesinde çatışma döneminde 103 gün boyunca evini terk etmeyerek direnen Pervin Yıldız’ın hikayesi, tarihin tekerrür ettiğinin bir kanıtı. Nenesi Ermeni soykırımından kurtulan Pervin, çocukluğundan bu yana anlatılan savaş hikayelerini Sur’da canlı tanıklığını yaptığını ifade ederek, ” Devlet her yerde, her koşulda aynı devlet” diyor.

‘Nenem tüm dertlerini Sur’da unuttu’

Pervin, gözleri dolarak anlatamaya başlıyor hikayesini: “Benim nenem 1915’de Ermeni soykırımından sonra Ergani’ye yerleşmiş. Eşimin de dedesi Zilan Katliamından kurtulmuş. Nenem soykırımın olduğu zamanlarda daha çok küçükmüş. O zaman tabi aileler çocukları askerlerin ellerine geçmesin diye onları Fırat nehrine atarmış. Çocukların sarı saçları suyun üstünde koyun yönü gibi dururmuş. Nenemin annesi de onları askerlerden kurtarmak isterken köprüyü geçtikten sonra hemen askerlere yakalanmış.İki çocuğunu da kaybetmiş. Sonra o çocukları Ergani’ye getirmişler. Nenemi ve kardeşini farklı farklı aileler almış. İkisi de Müslüman olmuş. Nenemin gerçek adı Meryam ama sonradan adını Fatma diye değiştirmiş. Ergani’de iken benim nenemi bir tane kabadayı görmüş. Onu beğenmiş, nenem çok güzel bir kadındı. Gözleri zümrüt gibiydi. Nenem dedemle evlendikten sonra Sur’a yerleşmiş. Nenem tüm dertlerini Sur’da unuttu. Ailemin hepsi orada doğdu.”

‘Sur’da tarih tekerrür etti’

Nenesinden duyduğu hikayelerden çok etkilendiğini söyleyen Pervin, bu yüzden Sur’a çok bağlandığını belirtiyor. Pervin hayat hikayesine şu ifadeler ile devam ediyor: ” Ben daha küçükken nenem bunları anlattığında inanmıyordum. Nasıl olur, insanlara bunları nasıl yaparlar diye. Sur’da 103 gün kaldım, orada nenemin ve diğer tüm Ermenilerin, Kürtlerin yaşadıklarını yaşadık. Sur’la tarih adeta tekerrür etti. O bana kaçış hikâyesini anlatıyordu, ben de torunlarıma çocuklarıma Sur’da kalış hikâyemi anlatıyorum. Ne zaman bir bomba patlasa bir silah sesi gelse hemen aklıma onlar geliyordu, onların yaşadıkları geliyordu. Çıkmamamın en büyük nedeni de nenem, belki içeride onun mücadelesinin devamını getirmek istedim.”

‘Buradan savaş geçti’

Pervin, Sur’daki evinden geriye sadece kapılarının kaldığını hatırlatarak, Sur’dan bahsederken ” Artık oradan savaş geçti” diyor. Pervin, Sur’da 103 gün yaşadığı olayları ise şöyle anlatıyor: “Savaşı yaşadım 103 gün boyunca içeride ölümü bekledim. Her gün kapı deliklerinden savaşa bombalara bakıyordum. Evimizin altında gizli bir yer vardı. Çocuklarım bana oradan yemek ve ekmek getiriyorlardı. Hep ağlamakla geçiyordu günlerim. Defalarca bana çıkın dediler ama ben çıkmadım evimi bırakmadım. Helikopter sürekli üstümüzden geçiyordu. İçeride korkuyu ölümü yaşıyorduk. Çocuklarımın hepsini dışarı çıkardım, ben ve eşim içeride kaldık. Sobanın üzerinde yemek yapıyordum, bir kere de mangal yaptım ama o an da helikopter üstümüzden geçiyordu, ben de mangallı onlara göstererek halen içerde olduğumuzu gösterdim. ”

Hayatlarının savaştan kaçmak ile geçtiğini kaydeden Pervin, yaşadıklarına isyan ederek bir an önce savaşların son bulmasını istiyor.