Kadınların sahnesinden tarihi bir anlatı: Zabel Yeseyan

İSTANBUL – Ermeni yazar Zabel Yeseyan’ın yaşamını anlatan ‘Zabel’ isimli oyun seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Zabel’i canlandıran Aysel Yıldırım bunun bir kadın oyunu olduğu belirterek “Zabel merkezli görünen ama onun etrafındaki dünya ile toplumsallaşmasını vurgulayan bir oyun yaptık” diyor.

Ermeni Soykırımı’nın 102. yılı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Kadın Çalışmaları kulübünde başlatılan çalışma BGST tarafından sahneye taşındı. Ermeni yazar Zabel Yeseyan’ın yaşamı çerçevesinde dönemin toplumsal olaylarının ve kadınlık hallerinin anlatıldığı oyun İstanbul’un çeşitli salonlarında yer alıyor. Zabel’in oyuncularından Duygu Dalyanoğlu ve Aysel Yıldırım, 2015 yılının 8 Mart’ında bir deneme gösterimiyle başladıklarını daha sonra BGST ile oyunu ileri taşıdıklarını anlatıyor.

Zabel’in Sovyet Ermenistanı’nda yaşadığı hapis süreciyle geçmişe gidip gelen bir oyun yapısı oluşturduklarını dile getiren Aysel “ Zabel Yeseyan aslında feminist neslin içinde yer almış bir kadın. Kendisiyle ilk olarak ‘Bir adalet fermanı’ isimli kitapta karşılaştık. Hep erkekler üzerinden anlatılan tarihi de bir yandan kadınlar üzerinden anlatmak istedik” dedi.

‘Kadın örgütlülüğümüzü sanatla güçlendiriyoruz’

Oyundaki tek erkek figürün bir gölge olmasına değinen Duygu, Zabel’in yaşamında babası gibi yer edinen karakterlerden ziyade beş kadın ile Zabel’in kadınlarını anlatmayı tercih ettiklerini belirtiyor. Bu durumun kendilerini pek çok açıdan hayal etmeye teşvik ettiğini belirten Aysel ise “Zabel’in anılarında aslında Cemal bey var ama onu değil eşini anlatmayı tercih ettik. Bizi hem zorladı hem de alternatif tarih gibi bir sürece dahil etti. Aynı zamanda feminist tiyatro yapan bir topluluğuz, böyle bir geleneğimiz var. Bu bizim için kadın örgütlülüğümüzü sanatla güçlendirdiğimiz bir süreç oldu” dedi.

‘Kendi kadınlık deneyimlerimizden de yararlandık’

BGST’de genelde toplumsal meseleleri gündemleştirmeye dönük bir yapıları olduğunu belirten Duygu izleyici ile kurdukları bağı ve karakter yaratım sürecini şöyle anlatıyor “Seyirci bir oyunla değişmez ama bir şeyleri sorgulamaya kapı aralayabilir. Hikayeyi de tek bir taraf olmadan hakikatleri gün yüzüne çıkararak hemde sıcak ve samimi şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Zabel’i Zabel yapan, feminist duyarlılığa kavuşturan şeyleri bulmaya çalıştık. Popülist olmaya çalışmadan toplumsal figürlerin kadınları nasıl şekillendirdiğini düşünmeye başladık. Kadınları iyi – kötü kalıplarına koymadan toplumsal ve bireysel koşulları gözettik. Oyuncu ve yazarlar olarak kendi kadınlık deneyimlerimizden de yararlandık.”

‘Oyunun tarihle yüzleşen bir boyutu var’

Zabel’in hayatındaki dönüm noktalarının aynı zamanda Türkiye tarihindeki belli dönüşümlerin zamanı olduğunu söyleyen Duygu “Oyunun sadece bir kadının, entelektüelin, feministin yaşam öyküsü değil aynı zamanda tarihi meselelere değinen, onlarla yüzleşen bir boyutu var. Bu, sahnedeki kadınların eğlediği tarih ve feminist anlatı. Hikayeyi karma şekilde de anlatabilirdik ama bu halini seçtik. BGST içinde feminist dramatruji için çalışmaya devam ediyoruz. Zabel’in babası mesela biyografisini okuyanlar bilir, hayatında çok önemli yeri olan model aldığı kişidir ama biz annesini, onunla hesaplaşmasını anlatmayı tercih ettik. Ev içinde babaya karşı annenin giderek zorlanması melankoliye savrulması ve bunu Zabel’in görüyor olmasını anlatmayı seçtik. Hepimiz için öyledir aslında annemizle karşılaşma feminist bir karşılaşmadır, Zabel içinde böyle olduğunu hikayesinden yorumladık” diye konuştu.

‘Bir erkek vasat yazabilir ama bir kadın asla’

Zabel şahsında pek çok Ermeni kadın karakterin canlandırıldığı oyunda ‘Bir erkek vasat yazabilir ama bir kadın asla’ cümlesinin evrensel olduğunu ifade eden Duygu, bunun Ermeni yazar ve kadın hakları savunucusu Sirpuhi Düsap tarafından Zabel’e söylendiğini anlatıyor. Sirpuhi’nin bu topraklardaki ilk kadın romancılardan olduğunu belirten Duygu onu şöyle anlatıyor “Düsap Ermenice yazıyor ve cemaat içinde sahnede de anlattığımız bir takım ahlakçılık tutumlarına maruz bırakılıyor. Zabel’in yazar olmak istediğini öğrenince kendi deneyimlerinden yola çıkarak ona bu sözü söylüyor. Bu hem entelektüel hem özel alanda kadınların mücadele etmesinin altını çizen bir bölüm o nedenle özellikle vurguladık.”

‘Köklerimizden bir kadını anlatıyoruz’

Pek çok karakterin yeni yeni tanındığını söyleyen Aysel Zabel’in aslında o kadar da yabancı olmadığını ve bu toprakların bir aydını olduğunu belirtiyor. “Uzaydan birini değil köklerimizden bir kadını anlatıyoruz, ne kadar benzediğimizi de keşfediyoruz. Zabel merkezli görünen ama onun etrafındaki dünya ile toplumsallaşmasını vurgulayan bir oyun yaptık” diyen Aysel, yoğunlaşmalarında Zabel’i bugünden, yarından ve kendilerinden hissettiklerinin altını çiziyor. Günümüzde muhalefetin yaşadığı bazı sıkıntıların o dönem Abdülhamid ve İttihat Terakki nedeniyle yaşandığını ifade eden Aysel, “Final tiradında (Kopardıkları bunca güle rağmen yüzümüze vuran aydınlık gülümsemeyi solduramayacaklar) kimi cümleler ne kadar da bugüne söylenmiş sözler diye düşündük” dedi.

Önümüzdeki sezonda devam edecek olan oyunda revizyonlar devam ederken daha sonraki süreçte oyunun kitabının çıkarılması, Ermenice ve İngilizceye çevrilmesi hedefleniyor.