bıyıksız bir türkiye için ‘evet’?

bu kıyaslamalar ne alaka demeyin, neredeyse bütün güzellik merkezleri, “hanımların/ bayanların/ kadınların hizmetinde” olduğunu iddia ediyor oysa siz de takdir edersiniz ki, kadınlar için güzelliğin bu kadar hayati olması esas olarak erkeklerin egemenliğini sağlayan patriyarkanın bir sonucu

Ayşe Düzkan

referandum’dan önce girdiğimiz son dönemeçte cumhurbaşkanı tayyip erdoğan sahaya indi ve “evet” çalışmalarını bizzat yönetmeye başladı. malum, sonuç ne olursa olsun, yeni bir seçime kadar iktidar ve hükümet yerinde kalacak. ancak erdoğan bu referandumun bir tür güvenoyu niteliği taşıdığının farkında ve çalışmalarını akp’nin seçim kampanyası gibi yürütüyor. nitekim doğrudan anayasayla ilgili olmayan birçok sosyal hak vaadi gündeme geldi; çeşitli kesimlerle toplantılar yapılıyor.

bunların içinde, güzellik uzmanlarıyla olan dikkat çekti tabii. cumhurbaşkanı, bu toplantıda bir de müjde verdi. meğerse 2014 yılında danıştay lazer epilasyon yapmaya yarayan bir aracın sadece hekimler tarafından kullanılmasına karar vermiş. cumhurbaşkanımızın imzaladığı ve geçtiğimiz hafta resmi gazete’de yayınlanan bir kararnameyle bu aracı güzellik uzmanlarının kullanmasına izin çıktı. erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, güzellik uzmanlarına, güzel bir türkiye için ‘evet’ dedikleri için teşekkür etmiş. aynı konuşmada, “hayat tarzımıza müdahale ediliyor diyorlar, bakın burada güzellik uzmanları var, hayat tarzınıza müdahale oldu mu?” derken de, bence geçen yıl trabzon’da bir grup tekfircinin, bir epilasyon merkezinin broşürlerini dağıtanlara, “dinimize aykırı” diyerek saldırması gibi olaylara gönderme yapmış. epilasyon dinen caiz midir bilemem tabii ama muhafazakâr bir insanın, hele de kadın-erkek karışık bir ortamda böyle bir konudan bahsetmesi alışık olduğumuz bir şey değil.

bir yandan da, bu haber kadın-erkek birçok kişi için şaşırtıcı çünkü 2014’ten sonra da, güzellik merkezlerinde, hekim falan olmayan güzellik uzmanları epilasyon yapmaya devam ediyordu. sizin de gözünüze çarpmıştır, kasabalar da dahil olmak üzere türkiye’de neredeyse her mahallede en az bir güzellik merkezi var. buna karşılık örneğin toplam sığınmaevi sayısı 2016 yılında 137’ydi. (avrupa birliği, her 7500 kişilik nüfus için sığınmaevinde bir kişilik yer olmasını öngörüyor.)

diğer yandan epilasyon ve kürtaj hizmeti açısından da bir ters orantı göze çarpıyor. epilasyonun güzellik merkezlerinde yapılması yasal değilken bile fiilen yapılıyordu, buna karşılık kürtajın hastanelerde yapılması yasal ama fiilen yapılmıyor.

bu kıyaslamalar ne alaka demeyin, neredeyse bütün güzellik merkezleri, “hanımların/ bayanların/ kadınların hizmetinde” olduğunu iddia ediyor oysa siz de takdir edersiniz ki, kadınlar için güzelliğin bu kadar hayati olması esas olarak erkeklerin egemenliğini sağlayan patriyarkanın bir sonucu. buna karşılık sığınmaevleri ve kürtaj da dahil bedava tıbbi destek, gerçekten kadınların ihtiyacı.

kıl-tüy konusu da bu kadar uzatılır mı diyebilirsiniz. size muğla akp il başkanı kadem mete’nin, “erkeğin kıllısı hz. ali’ye…” diye başlayan konuşmasını hatırlatmayacağım. ama geçen hafta sosyal medyada paylaşılan, bıyığını almamış bir genç kadının fotoğrafının yarattığı,“evet”çilerle “hayır”cıları birleştiren infialden habersiz olamazsınız. yaşanan şaşkınlığa ve dehşete bakılırsa erkeklerin ezici bir çoğunluğu, kendilerinin tıraş olmaya başladığı yaşta aynı işleme başlasalar, kadınların ezici çoğunluğunun aynı oranda sakal ve bıyığa sahip olacağından bihaber!

frida kahlo’nun memleketimizde gördüğü ilgiyi de hesaba kattığımda, bıyık bırakma hakkının kadınlara, ancak iyi resim yapmaları halinde tanındığı sonucuna vardım. acaba epilasyon merkezlerinin yerine resim kursları mı açılsa? hem daha zevkli hem de daha az zahmetli.
*Bu yazı ilk olarak http://www.artigercek.com/ da yayınlanmıştır