‘Bıyıksızlar’ karikatürist buluşması gerçekleştirdi

İSTANBUL- Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, 25. yılında kadın karikatüristlerle Karikatürler Evi’nde buluşma gerçekleştirdi. Buluşmada konuşan Gülay Batur, kadın karikatüristler olarak kendilerini yoklaya yoklaya, her kadının farklı beden, ruh ve
mimik özelliği olduğunu, erkeklerin onları çizdikleri gibi olmadığını fark ederek çizimlerini değiştirip dönüştürdüklerini
söyledi.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kuruluşunun 25. yılına özel Ülfet Taylı ve Berna Ekal tarafından hazırlanan “Feminist
Dayanışma ile 25 Yıl” kitabına çizimleriyle Mor Çatı’nın ve erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasıyla verilen feminist
mücadelenin tarihine ışık tutan çizerler bir araya geldi. 30 Eylül 2016’da kapılarını Kadıköylülere ve herkese açan
Karikatürler Evi’nde 26 Mart’a kadar sürecek “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” sergisinde, kadın çizerlerin kitaptaki
eserlerinin bir kısmı sergilenirken hem sergi etkinliği olarak hem de kadın mücadelesi ayında olmamız dolayısıyla 12 Mart’ta
“Türkiye’de Kadın Çizer Olmak” konulu söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşiye, Ayşen Baloğlu, Gülay Batur, Eda Oral, Özlem
Çelik katıldı.

‘Erkek çizerlerin bizi çizdikleri gibi olmadığımızı fark ettik’

KaosGL’den yer alan habere göre; Hz. Musa ile ilgili çizimlerinden ötürü kapatılan Gırgır’da uzun süre çalışmış olan çizer
Gülay Batur, karikatür dünyasına ilk girdiği zamanlar, erkekleri taklit ederek çizim yaptığını ama bunun kendisini
anlatmadığını belirterek sözlerine başladı. Gülay, bu farkındalığa, 80’lerin sonlarında Türkiye’de tekrar ortaya çıkan feminist
kadın hareketiyle eriştiğini, kadın karikatüristler olarak kendilerini yoklaya yoklaya, her kadının farklı beden, ruh ve mimik
özelliği olduğunu, erkeklerin onları çizdikleri gibi olmadığını fark ederek çizimlerini değiştirip dönüştürdüklerini söyledi.
Erkek çizerlerin 80’lerde çok etkin olduğunu, bu sebeple “Bıyıksızlar” olarak erkeklerden farklı bir kulvarda çizim yapıyor
olmalarına değinen Gülay, sadece kadın karikatürist olarak dergide yer bulmakta çok zorluk çektiklerini aktardı.

‘Sosyal medyada cadı avı var’

Eda Oral, “Bıyıksızlar” grubunda çizmeye başlayınca niye sadece kadınlarla birlikte çizmek zorunda kaldığı, neden ayrı bir
kulvar olduğu üzerine düşünüp bu durumdan o zamanlar rahatsız olduğunu ve bu sebeple ilk başlarda kadın bakış açısıyla
çizmeyi reddettiğini paylaştı. Eda, Gırgır’dan ayrıldıktan sonra karikatür yapmaya başladığı yerde kadınlarla ilgili çizmeye
başladığını ifade etti. Katılımcıların, karikatürlerin sosyal medyada yoğun ve sürekli dolaşımda olması yorumu üzerine
bunun cadı avını da beraberinde getirdiğini dile getiren Eda, bu yüzden kapanan karikatür dergilerinin olduğunu belirtti.

‘Erkek sayısının çokluğu erkek bakış açısını getirir’

Leman, Pazartesi ve Bayan Yanı gibi dergilerde çizim yapmış olan Ayşen Baloğlu, bir alanda erkek sayısının çok olmasının
orada erkek bakış açısının hakim olmasına neden olduğunu kaydetti. Kadınların maruz kaldığı ayrımcılık, şiddete karşı
erkeklerin hegemonyası sebebiyle çizim yaparken kadın olma durumunun işe yansımasının kaçınılmaz olduğunu sözlerine
ekleyen Ayşen, karikatür dünyasının erkek alanı olması ve bir kadın olarak “çalışan insan” kimliğiyle var olmanın zorluğu
sebebiyle 10 sene karikatür çizmediğini dile getirdi

‘Kamusal alandan özel alana mücadele etmek zorundayız’

Facebook üzerinde Küçük Mucizeler Rafı sayfasından çizimlerini paylaşan ve ODTÜ Siyaset bölümünde dersler veren
feminist akademisyen ve çizer Özlem Çelik, rehavetten kaçmayı çizmekte bulduğunu söyledi. Özgür bir ortam olduğu
düşünülen akademiden hayatın tüm alanına kadar erkeklerin hegemonyası ve erk-açıklamalarının (mansplaining) hakim
olduğunu vurgulayan Özlem, bu yüzden kadınlar olarak çizim alanı dahil tüm kamusal ve özel alanda mücadele etmek
zorunda olduklarının altını çizdi.