OHAL’e takılan Nurcan’ın davasını kadınlar yürütecek

İSTANBUL – Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış, 13 Şubat tarihinde hakim karşısına çıkacak. Katilin en ağır cezayı alması için imza kampanyası başlatan kadınların yapmak istediği eylemler ise OHAL engeline takılıyor. Duruma tepki gösteren kadınlar, “Yılmayacağız, mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’de kadına yönelik saldırılar artarak devam ederken, ülkeyi yönetenler kadın katliamlarını durdurmaya dönük herhangi bir adım atmıyor. Türkiye’de katledilen, işkence gören, sistematik şiddete maruz bırakılan kadınların adalet arayışları, onlar hayatta değilken de davaları kadınlar tarafından gözetilmeye devam ediyor. O kadınlardan biri de Nurcan Arslan. 30 Ocak 2016 tarihinde Nurcan Aslan, Abdullah Melih Barış, tarafından katledildi. 30 Ocak tarihinden itibaren Nurcan Arslan’ın ailesi ve arkadaşları Nurcan için adalet arayışına başladı. Her duruşma günü adliyede yer alan Nurcan’ın ailesi ve arkadaşları sokaklardan hiç ayrılmadı. Öyle ki her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda, Nurcan’ın kız kardeşi, arkadaşları, yakınları ve diğer bütün kadınlar, katil Abdullah Melih Barış’ın en ağır cezayla yargılanması için imza kampanyası düzenledi. Kadınlar ayrıca, 13 Şubat günü Bakırköy Adliyesi’nde görülecek davaya da katılım çağrısı yapıyor.

‘Ağlamak yerine eylemler yaptık’

Şûjin’e konuşan Nurcan’ın ailesi ve arkadaşları, dava sürecini, yürüttükleri adalet mücadelesini ve Nurcan’ın katledilmesinin kendilerinde yarattığı tahribatı anlattı. Nurcan’ın kız kardeşi Gülcan Aslan, ilk günden bugüne kadar kadın derneklerinin, kadınların ve tanımadıkları binlerce insanın yanlarında olmalarından dolayı mutlu olduğunu, bundan güç aldığını söyledi. “Biz dava sürecini tek yürütmedik. Sesimizi duyurabildik, buna bütün kalbimle inanıyorum” diyen Gülcan, “Bu olayı yaşadıktan sonra biz çok büyük bir kayıp yaşadık. Ablamızı, arkadaşımızı, yoldaşımızı, annemizi, Nurcan’ımızı kaybettik. Ama acımızı yaşayamadık. Gözümüzün yaşı ile sokaklardaydık. Hem gözyaşımızı akıttık hem de mücadelemize başladık. Oturup ağlamaktansa, biz sokaklarda broşürler dağıttık. Eylemler düzenledik, sokakta yürüyüşler yaptık. Bizim canımız gitti, bizim canımızdan canımızı aldılar” dedi.

OHAL nedeniyle eylem yapamıyoruz’

Duruşma tarihinden günler önce duruşmaya katılım çağrısı kampanyalarını sürdüren Gülcan, bütün koşullarda mahkemelerde olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirtti. “Biz haklıyız” sözlerini defalarca tekrarlayan Gülcan, duruşma günlerinde mahkeme heyetinin katil Abdullah Melih Barış’ı aklamaya çalıştığını, duruşmaya getirilmediğini ve duruşma salonunun önünde her seferinde Çevik Kuvvet Polisleri tarafından gözaltı tehdidiyle karşılaştıklarını aktardı. Gülcan, “Gözyaşımızı belli etmedik, acımızı içimizde yaşadık. Sokaklarda, her yerde güçlü olduk, güçlü de olacağız. Davamız sonuçlanana kadar ne gerekirse yapacağız. Yapmaya hazırız hepimiz” diye konuştu. OHAL kapsamında broşür ve sokaklarda eylem yapamadıklarını söyleyen Gülcan, bunun kendilerini yıldırmayacağını, mücadele etmeye devam edecekleri kaydetti.

‘Kadın cinayetleri politiktir’

Nurcan’la Gezi eylemlerinden beri tanıştığını ve yakın arkadaşlıkları olduğunu aktaran Sevdi Aydıl, Nurcan’ın muhalif bir kadın olduğunu ifade etti. Sevdi, Nurcan’ın katledilmesini politik bir mesele olarak gördüğünü ifade etti. Nurcan katledildiğinde basına yansıyan haberlere dikkat çeken Sevdi, “İktidar da, ana akım medya da sürekli Nurcan’ı suçlu buldu. Katilin adını kısalttılar. Muhtar olduğunu söylemediler. Sadece, ‘3 çocuklu adamın sevgilisi’ diye gösterdiler. Nurcan’ın ailesini hiç düşünmediler. O yüzden biz kadın cinayetlerinin hepsinin politik olduğunu düşünüyoruz” dedi.

‘Nurcan’ın davası bana bilinç kattı’

Nurcan’ın en yakın arkadaşı ve aynı zamanda akrabası olduğunu ifade eden Nihal Arslan, Nurcan’ın katledildiği günden beri psikolojik sorunlar yaşadığını anlattı. Nurcan katledilmeden önce kadın cinayetlerine karşı duyarlı olmadığını ama bundan sonra bütün kadınların yanında olacağını, bu olayın kendisinde bir bilinç yarattığı belirten Nihal, kadınlar olmadan dünyada hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceğini savundu. Nihal, kadınların dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizerek, “Eğer biz Nurcan’ın yanında olmasaydık belki de dava farklı sonuçlanacaktı ama biz davanın hakkaniyetli sonuçlanması için direniyoruz. Ben bundan sonra sadece Nurcan için değil diğer bütün kadınlar için mücadele edeceğim” diye belirtti.