Bir Emine Akçay hikâyesi ve yoksullukta kadın intiharları (4)

Batman, Van, Sur örneğinde kadın intiharları ve sosyal politikalar

HABER MERKEZİ – Batman’da 5 yıl içinde 44 kadın… Van’da çetelesi tutulmayan kadınlar… Sur’un içerisindeki göç yoksulluğundan intihara sürüklenen kadınlar… Bu kadınlar yalnızca yoksulluğu yaşamıyordu, aynı zamanda büyük bir erkek şiddeti görüyorlardı. Neredeyse birçok kadının şüpheli ölümü ya da intihara sürüklenmesindeki gibi, neler yaşandıklarından kimsenin “haberi yoktu.”

Batman’da şüpheli kadın ölümleri

Bu bölümde Batman, Van, Sur örneğinde kadın intiharları ve sosyal politikaları ele alacağız. 1990’larda faili meçhul cinayetlerle anılan Batman, aynı dönemde Türkiye ortalamasının üç katına çıkan kadın intihar oranlarına şahitlik etti. Özellikle bu süreçte gerçekleşen kadın intiharları bu bölgede yoğunlaşıyordu. Batman’ın o dönemde OHAL bölgesi olduğu da düşünüldüğü zaman, birçok kadın intiharı OHAL süreciyle bağlantılandırılıyordu ki bu anlayışa göre OHAL süreci bittiğinde de kadın intiharları azalmıştı.

5 yılda 44 kadın

2001 yılında bölgedeki intiharlar üzerine “Batman’da Kadınlar Ölüyor” kitabını yazmış olan gazeteci Müjgan Halis aynı fikirde değildi. İntiharların bitmediğini ve azalmadığını, bu anlamda ciddi bir çözümün ya da geliştirilmiş bir projenin geliştirilmediğini, Batman’da konuyla ilgilenebilecek bir sosyal bilimci ya da psikiyatr bulunmadığını ve dahası bulunsa dahi bu kadınlara ulaşma şansının olmadığını söylüyordu. Batman Valiliği’nin 2006’da intihar vakaları üzerine hazırladığı bir rapor, 2001 ve 2006 yılları arasında 306 intihar teşebbüsünde bulunduğunu, 44 kadının intihar ettiğini gösteriyordu.

Batman’daki kadın intiharlarına eğilen akademisyen Handan Çağlayan’a göre ise, hem bu intiharları hem de bu intiharlarla mücadele yöntemini şiddetin, zorunlu göçün ve yoksulluğun etkileriyle birlikte düşünmek gerekiyordu.

Van’daki şüpheli kadın ölümleri: Bir sorunu yoktu

Gülmay Gümüşhan’ın Hafıza Kaydı’nda yer alan “Van’da Kadın İntiharları ve Kadın Yoksulluğu” yazısına göre, VAKAD ve YAKA-KOOP 2015 yılında Van’da intihara sürüklenen en büyüğü 55 en küçüğü 10 yaşındaki 25 kadın ve kız çocuğunun ailelerini ziyaret etti ve görüşmeler yaptı. Bu ziyaretlerde kadınların ve kız çocuklarının hikayelerinin büyük oranda ortaklaştığı ortaya çıkıyor. Gülmay, görüşmelerde ortaya çıkan en çarpıcı noktanın ise tüm ailelerin intihara sürüklenen aile bireyine dair “bir sorunu yoktu” ifadesini kullanmaları olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Aileler çocukları yakınları veya eşleri intaharla sonuçlanan bu süreci yaşarken bundan bihaberler.”

Geniş aile içinde şiddet

Gülmay’ın yazısına göre, intihar vakalarından 4’ünde erken yaşta evlilik söz konusu. 2 vaka dışında açlık sınırına yakın bir yoksulluk gözlemlenirken; kadınların destek alabileceği bir mekanizmanın olmaması, kadınların bir araya gelebileceği, iletişim ve dayanışma kurabilecekleri bir sosyal alanının da artık kalmadığı hikayelerin ortak noktası. İntihar vakalarının çoğunda eşin çalışmaya şehir dışına gittiği, kadının geniş aile içinde yalnız kaldığı ve şiddete açık hale geldiği görülüyor. Gülmay, “Bu haneler içinde kadınların neyle karşılaştıkları, ne yaşadıkları bir muamma” diyor.

‘Aile içinde olur’ ve gelen intihar

Yazıya göre, evli kadınların kendi aileleriyle bağlarının kopuk olduğu, herhangi bir şiddet durumunda ailelerinden destek alma olanaklarının olmadığı, destek taleplerinin çevre baskısı sebebiyle geri çevirildiği tespit edilebiliyor. Gülmay şöyle diyor: “Kadınların şiddet durumunda gidebilecekleri diğer kamu servislerinin ise esamesi okunmuyor veya kadınları koruyucu bir işleve sahip değil. Kadınların şiddetle karşılaştıklarında aile, muhtar, parti, jandarma veya diğer kamu kurumları ‘aile içinde,’ olur söylemi ile kadınları evlerine gönderiyor. Bu geri dönüşlerin bazıları kadı cinayeti ve intiharı ile sonuçlanıyor.”

Okula gönderilmeme, çocuk yaşta evlilik

Gülmay’a göre, kız çocuklarının intihar vakalarında; çocukların okula gönderil-e-mediği ya da okuldan alındıkları, babanın işsiz olduğu veya düşük ücretle çalıştığı, annenin ciddi sağlık sorunları yaşadığı, kardeş bakımının ve ev işlerinin bu kız çocukları tarafından yürütüldüğü görülüyor. “Görüşmelerde kız çocuklarının eğitiminin devam edebileceği bir okulun, kadınların sağlık hizmeti ve bilgi alabilecekleri sağlık kurumunun olmadığı ortaya çıkıyor. Yoksulluğun çevrelediği yaşam alanlarında sağlık ve eğitim olanaklarına ulaşmada ciddi sıkıntılar söz konusu. Kadınlar sağlık ocaklarının bilgi ve sağlık hizmetleri konusunda daha işlevselken aile hekimliğiyle bunun ortadan kalktığını belirtiyorlar. Yoksulluk sebebiyle kız çocuklar kadar erkek çocuklarda erken evlendiriliyor.”

Kadın intiharları ve yoksulluk: Sur Örneği

Evin Güleker ve Derya Demir’in Hafıza Kaydı’nda yer alan “Kadın intiharları ve yoksulluk: Sur Örneği” yazısına göre, Diyarbakır’ın Sur ilçesinin 1990 sonrası zorunlu göçle köyden kente gelen ailelerin yerleştiği yerlerin başında gelmesi, ilçenin sosyo-ekonomik profilinde büyük değişikler yarattığı belirtiliyor. Savaşın yarattığı bu değişimin sonuçlarını en fazla kadın ve çocukların yaşamında gösterdiği belirtiliyor.

Evin ve Derya, Sur’da kadın intiharları ve yoksulluğu şöyle aktarıyor: “Yoksulluk burada yaşayan kadınların hayatının bir parçası haline gelmiş durumda. Kadınlar yaşamın gerisinde tutulan, evden dışarı çıkamayan, çıksa da bu son derece zorunlu hallerle sınırlı alanlarda yaşamak durumundalar. Örneğin kadın merkezlerine şiddet başvurusuna gelen bir çok kadın hastane gerekçesiyle evden çıktığını ifade ediyor. Aynı zamanda burada yaşayan aileler için evde çalışacak yaşta erkeğin olmadığı, ya cezaevinde ya da çeşitli nedenlerle hayatlarını kaybettiği durumlarda söz konusu. Bu tür durumlarda kadınlar kendilerini hiç hazır hissetmediği halde ağır ve güvencesiz işlerde çalışıp bir yandan da sömürülüyor.”

Kadın merkezlerine başvuran kadınların hikayeleri:

intiharları ve yoksulluk: Sur Örneği” yazısında Evin ve Derya, Kadın merkezlerine başvuran kadınların hikayelerini şöyle aktarıyor:

“Kadın merkezlerine destek almak için başvuran bir kadın sadece günlük yiyecek talebinde bulunuyor ve yaşadığı şiddeti öncelikli sorunu olarak göremiyor, çünkü bir bebeğini emziremediği için açlıktan kaybetmiş. Neredeyse iki milyon nüfuslu bir kentte açlıktan bebeğini kaybeden bir anne için şiddet başrolde. Bir başka genç kadın ise zorla küçük yaşta evlendirilmiş okuldan alınmış üzerine gelen kuma ve şiddete rağmen sadece bir dikiş makinesi istiyor. Kadının tek amacı kimseye muhtaç olmadan yardım almadan bebeğine mama ve bez parası elde edebilmek için dikiş dikip satmak. Ancak bunu da eşinden gizli annesinin evinde yapmak zorunda.

‘Cinayet mi, intihar mı: Düşük’

Bir başka kadınla ise tanışamıyoruz, bir sokakta evde cesedi bulunmuş. Kendisi hakkında tek tanımlayıcı ifade ise yalnız yaşayan sarı saçlı bir kadın olduğu. Banyoda günlerce öylece yerde kalmış kan içinde. Cinayet mi intihar mı tartışılırken aslında gebe olduğu düşük yapıp kan kaybından öldüğü ortaya çıkıyor. Kadın yakın zamanda eşinden ayrılmış ancak aile bu durumu kabul etmediğinden yalnız ev tutup çalışıyor.”

Yoksullukla mücadele: Sarmaşık Derneği

Peki nasıl mücadele ederiz. Burada Sarmaşık Derneği’nden bahsetmek gerek. Hatice Kapusuz’un “Yoksullukla Mücadelede Hak Temelli Bir Örnek: Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği” yazısına göre, gerek Türkiye gerek dünyada yoksullukla mücadele için yardım programları, fon ve hibeler gibi bir çok araç geliştiriliyor. Buna rağmen yoksulluk her ölçekte artıyor ve derinleşleşiyor.

Sarmaşık Derneği bu durumdan ve yardım alan kesimlerin hayatlarını değiştirme potansiyeline ve isteğine sahip olmamalarından yola çıkarak dernek bildirgesini yoksullukla mücadele ve sürdürülebilir kalkınma ilkesi ekseninde oluşturdu.

Diyarbakır’da bir yoksulluk haritası

Dernek sosyo-ekonomik açıdan zor durumdaki ailelerle birlikte, üretim mekanizmalarının dışında kalan yaşlılar, engelliler, eşinden ayrılmış ya da eşi ölmüş çocuk sahibi kişiler, sürekli tedavi gerektiren hastalar gibi grupları hedefliyor ve destekliyor.

Dernek destek vereceği aileleri belirlemek için öncelikle faaliyet göstermeye başladığı Diyarbakır’da bir yoksulluk haritası dernek tarafından öncelikli olarak belirlendi.

Gıda bankası ve okul sürecine destek

Sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda Sarmaşık Derneği desteklediği ailelerde hem çocukların okul süreçlerine destek veriyor hem de aile bireylerini güçlendirmeye çalışıyor. Ek olarak gıda desteği verilemeyen ailelere dönük mesleki eğitim kurslarının verilmesi derneğin yoksullukla mücadele kapsamında yaptığı çalışmalar kapsamında yer alıyor. Sarmaşık Derneği Gıda Bankasının ve diğer destek mekanizmalarının finansmanı içinde sendika şubeleri, odalar, temsilcilik ve sanayici ve işadamları dernekleri gibi 40’tan fazla kurum, kuruluş ve bireylerin katkılarıyla sağlanıyor.

Emine Akçay örneğinden kadın intiharına dair medya okuması